Sarp Özdoğan tarafından yazılan gönderiler

    Hocam çok sinirliyim yani iç bolgeler ollarak doğru düzgün kar allamadik rakim 1300 siz şimdi neredeyse 20 gün daha bir şey yok diyorsun aklımı yetirecem

    Ben kıyı kesimler adına konuşuyorum daha çok bu arada. İç kesimlerin topografyasına vs. hakim olmadığımdan ötürü , yanlış bilgi vermemek adına analizlerimin %99'u İstanbul ve çevresi adınadır..

    Ne saçmalıkği olacak sizi burda tutmak için hep tarih öteliyorlar buraya girmeniz icin

    Ocak başında ve ortasında sistem aldık. Ay sonu ne yazık ki kuzey avrupaya gitti. Şubat ortasına dikkat çektik şimdi. Ocak sonu için üzgünüm ama belirttiğimiz tüm tarihlerde sistem aldık zaten yanıltıcı bir durum yok ortada.

    Güncel verilere göre , bu ay sonu gerçekleşecek olan stratosferik ısınma sonucu , bölünen kutup girdabının bir parçası Türkiye veya ülkemizin avantajlı olabileceği bir konuma yerleşme olasılığı biraz da olsa artmış bulunmakta (Şubat 2.haftası gibi). Mevcut başlangıç koşulları ile runlanan bazı modellerde dahi (Ecmwf gibi..) o tarihlerde bir hareketlilik söz konusu zaten. Detayları vade yakınlaştıkça konuşuruz.


    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.
    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    İlk paragraf analizin özeti ve beklentimi içerir. Verilerin analizi bundan sonraki paragraflarda detaylıca anlatılmıştır..

    1-10 Şubat: Şubat başında stratosfer kaynaklı anomali ve tropikal dalgalar etkisini gösterebilir. Ocak sonunda gerçekleşen stratosferik ısınmanın (~30 Ocak civarı) troposfere yansımasıyla Grönland ve İskandinavya civarında blokaj güçlenebilir. Bu, ülkemizin kuzeyine kuzey-kuzeydoğu akışı ile yeni bir soğuk hava dalgası getirebilir. İlk hafta (1-7 Şubat) içinde Marmara ve Batı Karadeniz’de geniş alanlı kar yağışları görülebilir. Özellikle soğuk hava ile Akdeniz üzerinden gelecek nemli sistemlerin karşılaşması durumunda, cephe tipi kar yağışları oluşabilir. Şubat’ın ilk yarısında birden fazla kar olayı oluşma ihtimali vardır. Bu periyotta İstanbul dahil kıyı kesimlerde bile en az bir adet anlamlı (örtü bırakabilen) kar yağışı yaşanması olası gözükmektedir.

    11-29 Şubat: Şubat ortası ve sonu, atmosferik dinamiklerdeki belirsizliğin arttığı dönemdir. Mevcut öngörüler, Şubat’ın ikinci yarısında Kuzey Yarımküre’de kutup girdabının yeniden toparlanabileceğini, buna bağlı olarak Arktik Salınımı (AO) ve Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) indekslerinin nötr veya pozitif faza geçebileceğini gösteriyor. Bu senaryoda şubat ortasından sonra Marmara’da daha ılıman ve yağmurlu bir hava hakim olabilir. Ancak, başka bir senaryoya göre Ocak sonundaki stratosferik ısınma tam bir Ani Stratosfer Isınması (SSW) olayına dönüşür ve etkisi birkaç hafta gecikmeli olarak troposfere yansırsa, Şubat ortası veya sonuna doğru ikinci bir güçlü kutupsal atak tetiklenebilir. Bu durumda ayın ilerleyen günlerinde de kar ihtimali yeniden artacaktır. Özellikle Sibirya yüksek basıncı kalıcı olursa ve Afrika üzerinden gelen nemli hava akımlarıyla Türkiye üzerinde çatışırsa, Şubat ayı boyunca geniş çaplı kar yağışları devam edebilir. Kısacası, Şubat’ın ikinci yarısı için tahmin ikili senaryoya bağlıdır: Ya polar vortex güçlenip kışı yumuşatacak, ya da ikinci bir SSW senaryosuyla kış pençesini geç bırakacaktır.

    11–17 Şubat: orta seviye, daha çok “alçak basınç yolu”na bağlı ,18–24 Şubat: zayıflayan ama bitmeyen fırsatlar , 25–29 Şubat: düşük-orta; belirsizlik yüksek.


    Dinamikler: Stratosfer-Troposfer Bağlantıları

    Şekil 1: ECMWF modelinin 240 saatlik tahmininde (30 Ocak 2026 civarı) dikey EP-akısı ve rüzgâr değişimi. Oklar, troposferden stratosfere doğru taşınan dalga etkinliğini gösteriyor; mavi tonlar ise 60-70°N enlemlerinde batılı (batıdan doğuya) rüzgârların yavaşladığını (negatif ivmelenme) belirtmekte. Bu, stratosferde bir ısınma ve kutup girdabında zayıflama işaretidir.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    Ocak ayının ikinci yarısında stratosfer ve troposfer arasındaki etkileşimler, bölgedeki kış koşullarını şekillendiren temel faktör olacaktır. Ocak ortasında başlayan bir Stratosferik Isınma dalgası, kutup girdabını (Polar Vortex) önce gerip deformasyona uğrattı; devamında Ocak sonuna doğru ikinci bir dalga ile girdabın iyice zayıflaması ve atmosfer genelinde büyük ölçekli bir değişim bekleniyor. Yukarıdaki EP-akısı diyagramı, troposferik dalgaların stratosfere güçlü taşınımını ve bunun sonucunda 10-1 hPa seviyelerinde rüzgârları yavaşlatıp yönünü değiştirebilecek bir kuvvet uyguladığını gösteriyor. Bu süreç bir Ani Stratosferik Isınma (SSW) olayı ile sonuçlanabilir. Nitekim, stratosferik kutup girdabındaki bu bozulma, soğuk hava kutuplarda kilitli kalmak yerine orta enlemlere yayılmasına yol açarak kış şartlarını belirgin şekilde sertleştirebilir.


    Şekil 2: 60°K enlemde 10 hPa zonal rüzgar (batı rüzgarı) hızının GFS ensemble tarafından 21 Ocak 2026 başlangıçlı tahmini. Siyah eğri tarihsel ortalamayı, yeşil gölgeler güncel ensemble üyelerini, kırmızı/blue çizgiler ise önceki kışın analizini temsil ediyor. Geç Ocak ve Şubat başında rüzgar hızının sıfıra yaklaşarak yön değiştirme (negatif değerler) eğilimi, stratosferik sirkülasyonun tersine dönebileceğini gösteriyor.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    Yukarıdaki 10 hPa rüzgâr zaman serisi, 60°K enlemindeki stratosferik jet akımının Ocak sonundan itibaren belirgin biçimde zayıflayarak Şubat başında negatif değerlere (doğudan esen rüzgâra) inebileceğini ortaya koyuyor. Bu, kutup gece jetinin tersine dönmesi anlamına gelir ki tam gelişirse resmi olarak bir SSW olarak tanımlanacaktır. Geçmiş veriler ışığında, QBO (Küresel Salınım) da şu an negatif (doğulu) fazda seyretmektedir. Literatürde, Doğulu QBO evresinin stratosferik ısınma ve kutup girdabı bozulmaları için elverişli bir ortam yarattığı bilinmektedir. Bu kış tam da böyle bir senaryonun gerçekleştiği görülüyor: Tropopoz üzerine çıkan güçlü dalgalar ve QBO’nun etkisi, Ocak ortasında “minör” bir ısınma yaratıp girdabı gerdi; şimdi Ocak sonu-Şubat başında ise belki de “majör” bir ısınmayla girdabın tam kırılmasına yol açabilir. Sonuçta, stratosfer-troposfer bağlantısı sayesinde yüksek enlemlerde oluşan bu anomali birkaç hafta içinde yere (troposfere) inmeye başlayacak. Bunun ilk belirtisi, Arktik Osilasyonun (AO) kalıcı negatif faza geçişi ve kutup çevresinde yüksek basınç blokajlarının oluşmasıdır. Nitekim Ocak ikinci yarısında AO endeksi negatif seyretmeye başlamış durumdadır (bkz. Şekil 3) ve bu durumun en azından Şubat başına kadar sürmesi beklenir. Stratosferik ısınmanın tam kuvvetiyle aşağıya inmesi durumunda ise AO/NAO negatif fazının Şubat ortalarına dek uzaması, dolayısıyla soğuk hava dalgalarının tekrarlaması mümkündür. Özetle, “yukarıdaki” gelişmeler Marmara ve Batı Karadeniz’de kış koşullarını sertleştirecek yönde sinyal veriyor.

    Madden-Julian Osilasyonu ve Tropikal Etkiler

    Kış döneminde tropikal dalgalanmalar da (özellikle Madden-Julian Osilasyonu, MJO) orta enlem hava durumunu etkileme potansiyeline sahiptir. Ocak ayının ilk yarısında MJO sinyali faz 6-7 (Batı Pasifik) bölgesinde orta kuvvetteydi. Ocak 3. haftasından itibaren modeller bu dalganın doğuya, yani Pasifik üzerinden Amerika kıtasına doğru ilerleyeceğini ve sinyalin güçleneceğini öngörüyor. Bu durum, MJO’nun faz 8-1 aralığına geçeceğini ima eder ki bu fazlar Kuzey Yarımküre’de genellikle yüksek enlemlerde blokaj oluşumunu ve jet akımında dalgalanmaları teşvik eder. Nitekim iklim modelleri, MJO’nun bu ilerleyişi nedeniyle Şubat’ın ilk haftasında AO’nun negatif kalmaya devam edeceği görüşünde birleşmiş durumdalar. Özetle, tropikal atmosfere ait bu salınım, kışın bu döneminde uzun dalga dağılımını etkileyerek soğuk havanın daha güney enlemlere inmesine dolaylı katkı yapabilir.

    Tropikal okyanus koşulları bağlamında, zayıf La Niña şartlarının sürdüğünü not edelim. La Niña’ya özgü olarak Maritim Kıta civarında (Endonezya çevresi) konvektif faaliyet canlı iken, Pasifik’in orta ve doğu kesimlerinde bastırılmış durumdadır. Bu desen, küresel atmosferik açısal momentum (AAM) üzerinde düşürücü etki yaparak jet akımlarının dalgalı (meridyenel) formuna zemin hazırlıyor. Gerçekten de, La Niña kışlarında stratosfere yükselen dalga etkinliğinin arttığı ve SSW ihtimalinin yükseldiği bilinir. Bu kış da benzer şekilde, tropikal-kuvvetli dalgaların kuzey yarımküre jet akımını sık sık bükerek bir yandan Kuzey Amerika’da diğer yandan Avrupa-Asya hattında meridyenel salınımları artırdığı gözleniyor. Sonuç olarak, MJO’nun güncel faz evrimi ve tropikal-Pasifik koşulları birleşerek, Şubat başında gözlenecek atmosferik desenin bir parçası haline geliyor. Bu etkileşim Marmara ve Batı Karadeniz açısından, düzenli aralıklarla gelen soğuk ataklarının arkasındaki küresel ölçekli etmenlerden biri olacaktır.


    (AO, NAO, PNA, WPO) ve Senaryolar


    Şekil 3: ECMWF ansambıl tahminine göre Arktik Osilasyon (AO) endeksinin 21 Ocak 2026 başlangıçlı 15 günlük projeksiyonu. Ortalamada AO endeksi Ocak sonunda -4 civarına iniyor, Şubat başından itibaren ise yavaşça yükselerek nötr seviyelere yaklaşıyor. Renkli bantlar ansambıl üyelerinin yayılımını, koyu çizgiler kontrol ve ortalama değerleri gösterir.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    Arktik Osilasyon (AO) ve Kuzey Atlantik Osilasyonu (NAO), yüksek enlem blokajlarının ve orta enlem dalga paternlerinin niceliksel bir göstergesi olarak, önümüzdeki dönemde kar potansiyelini değerlendirmede kritik rol oynuyor. Yukarıdaki grafikten de görüleceği üzere AO endeksi halihazırda güçlü şekilde negatif fazda seyrediyor (~-3) ve Ocak’ın sonuna dek -4 civarında kalacağı, ardından Şubat başında kademeli olarak zayıflayacağı öngörülüyor. NAO endeksi de benzer şekilde Ocak sonunda negatif (örneğin -2 civarı) olup Şubat içinde nötre doğru yükseliş trendine girebilir. Bu projeksiyon, kısa vadede (önümüzdeki 7-10 gün) belirgin bir blokaj rejiminin (Grönland civarında yüksek basınç, Avrupa üzerinde alçak basınç) devam edeceğini ancak Şubat’ın ikinci haftasından itibaren Atlantik’teki desenin normale dönebileceğini gösteriyor. Nitekim Ocak ikinci yarısında model ansambılları, Grönland üzerinde belirgin yüksek basınç anomalileri ve orta enlemlerde alçak basınç anomalileri ile klasik negatif NAO paternini destekliyor. Bu durum Avrupa’ya soğuk hava sarkmasını kolaylaştıracak bir hava yolu (“Açık koridor”) oluşturmuş durumda. İlerleyen haftalarda AO/NAO’nun nötrleşmesi halinde ise Atlantik üzerinden tekrar batılı (zonal) akışın ağırlık kazanıp kar yağışı ihtimalini azaltacak bir senaryoya geçilebilir.

    Öte yandan, Pasifik Kuzeyi Osilasyonu (WPO) ve Pasifik Kuzey Amerika Osilasyonu (PNA) gibi daha az bilinen telekoneksiyonlar da bu kış dikkat çekici değişimler sergiliyor. Model tahminlerine göre WPO endeksi Ocak sonunda -2 ile -3 aralığında oldukça negatif değerler alacak, ardından Şubat ortasına doğru zayıflayarak sıfıra yaklaşacak. Negatif WPO, Bering Denizi ve Aleut Adaları civarında alışılmadık kuvvette bir yüksek basınç (sıcak hava dalgası) anlamına gelir; bu da atmosfer dalgalarının oradan yükselip doğuya yönelmesine neden olur. Sonuçlarından biri, Kuzey Amerika’nın batısında bir üst seviye sırt (ridge) gelişmesi ve PNA’nın pozitif faza geçmesidir. Nitekim PNA endeksi tahminleri de Ocak sonundaki hafif negatif değerlerden hızla yükselerek Şubat başında +1 ila +2 seviyelerine çıkılacağını gösteriyor. Pozitif PNA, ABD’nin batısında kuvvetli bir yüksek basınç ve doğusunda derin bir alçak basınç ile karakterize klasik kış desenidir. Bu desenin uzantısı olarak Atlas Okyanusu üzerinden Avrupa’ya kadar uzanan dalgalı bir jet akımı ortaya çıkabilir. Özetle, Pasifik cephesindeki bu indeks değişimleri, atmosferin dalga yapısını güçlendirerek Kuzey Yarımküre genelinde meridyenel akışları destekliyor. Bunun Türkiye’ye yansıması, Atlantik’ten Akdeniz’e kadar uzanan dalga boyunun bizim enlemlerimizde bir çukur (trough) ile sonuçlanma eğilimidir. Zaten Ocak sonu – Şubat başı için projeksiyonlarda tam da bu görülmektedir: Avrupa üzerinde uzun dalga boylu bir trough ve buna bağlı soğuk hava. İlerleyen dönemde eğer PNA yüksek (pozitif) kalmaya ve WPO negatif seyretmeye devam ederse, blokaj düzeni daha uzun süre devam edebilir. Ancak PNA’nın tekrar nötr ya da negatif tarafa inip, WPO’nun pozitifleşmesi (Aleutian alçak basıncının güçlenmesi) durumunda atmosferik dalga şiddeti azalabilir, bu da kış koşullarının yumuşamasına yol açacaktır. Bu nedenle, Şubat ayının ikinci yarısındaki kar ihtimali, bu indekslerin alacağı değerlere göre belirginleşecektir.

    Model Tahminleri ile Olası Kar Pencereleri

    Atmosferik parametrelerin gidişatı ve haftalık bazdaki modellere dayanarak, 25 Ocak – 29 Şubat 2026 arasındaki dönemde Marmara ve Batı Karadeniz için öne çıkan kar yağışı potansiyeli olan zaman aralıkları aşağıdaki şekilde özetlenebilir:


    Şekil 4: ECMWF ensemble ortalamasına göre 500 hPa yükseklik ve anomali haritası (27 Ocak 2026 için). Mavi tonlar normalden düşük geopotansiyel yüksekliklerini (soğuk hava ve alçak basınç), turuncu tonlar ise yükseklik anomalilerini (sıcak hava ve yüksek basınç) gösteriyor. 27 Ocak civarı Türkiye’nin batı ve kuzey bölgeleri üst seviyede belirgin bir alçak basınç (trough) ve soğuk hava anomalisi etkisine giriyor.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    Ocak sonu (25-31 Ocak): Yukarıdaki harita, Ocak’ın son haftasında bölgemize ulaşması muhtemel soğuk hava dalgasını göstermektedir. 25-28 Ocak civarında Balkanlar üzerinden inen bir üst seviye alçak basınç, Marmara bölgesinde şiddetli poyraz rüzgârları ile birlikte sıcaklıkları hızlıca düşürecektir. Bu dönemde Marmara Denizi ve Karadeniz üzerinden nem alan hava, kıyı kesimlerinde deniz etkisi kar (DEK) sağanaklarını tetikleyebilir. Özellikle Karadeniz’e kıyısı olan ilçelerde (örn. Karadeniz Ereğli, Zonguldak, Sinop hattı ve İstanbul’un Karadeniz kıyıları) kısa süreli fakat yoğun kar geçişleri beklenebilir. İstanbul dahil büyük kent merkezlerinde dahi bu tarihlerde hava sıcaklığının gece saatlerinde 0°C altına inmesiyle birlikte karla karışık yağmurun kara dönme ihtimali vardır. Ancak yağışın şekli büyük oranda rüzgâr yönüne ve soğuk havanın derinliğine bağlı olacaktır. Eğer alçak basınç Marmara Denizi üzerinden geçecek olursa, cephe kar yağışları şeklinde geniş alanı kaplayan bir kar yağışı görülebilir. Yok eğer sistem daha zayıf kalır ve soğuk yüksek basınç baskın olursa, özellikle 22-23 Ocak’ta yaşanmış olabilecek bir önceki sistemin ardından, soğuk ve kuru havanın etkisiyle kar yağışı daha çok yerel deniz etkisiyle sınırlı kalabilir. Yine de Ocak’ın son günleri bölgede yoğun kar sağanaklarına en açık dönemlerden biri olarak görünmektedir.


    Şekil 5: GFS ensemble ortalamasına göre 500 hPa yükseklik ve anomali haritası (2 Şubat 2026 için). Görüldüğü üzere, Şubat başında Batı Avrupa’dan doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir alçak basınç dalgası mevcut. Türkiye’nin büyük bölümü bu tarihte normalden düşük yükseklik (soğuk hava) anomalisine maruz kalıyor.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    • Şubat başı (1-10 Şubat): Modeller, Ocak sonundaki soğuk dalganın ardından çok kısa bir ara olabileceğini, ancak Şubat’ın hemen başında atmosferin yeniden ciddi bir meridyenel dalga üreteceğini gösteriyor. Yukarıdaki 2 Şubat tahmininde, Atlas Okyanusu’ndan Avrupa içlerine uzanan devasa bir trough’un ülkemize doğru yöneldiği görülüyor. Bu senaryoda, 1-7 Şubat haftası Marmara ve Batı Karadeniz için yeniden bir kar penceresi açacaktır. Ancak bu kez, Ocak sonundaki sistemden farklı olarak sadece soğuk hava değil, aynı zamanda güneyden gelen nemli hava da devreye girebilir. Stratosfer-troposfer etkileşiminin yarattığı blokajın devam etmesi ile, soğuk hava dalgası bu sefer bir Akdeniz siklonu oluşturabilir. Afrika üzerinden yükselen sıcak ve nemli hava kütlesi ile Balkanlar/Doğu Avrupa üzerinden inen soğuk hava kütlesinin Türkiye üzerinde karşılaşma ihtimali bulunmaktadır. Böyle bir senaryoda Marmara Bölgesi dâhil geniş bir alanda cephe sistemine bağlı sürekli kar yağışları görülebilir. Bu yağışlar DEK’lere kıyasla daha geniş alanlı ve uzun süreli olacağından, şehir merkezlerinde bile belli bir kar örtüsü oluşturma potansiyeline sahiptir. 5-8 Şubat arası, özellikle modellerin öngördüğü ikinci bir stratosferik dalgalanmanın (SSW) troposfere etkisinin hissedilmeye başlanacağı zaman dilimi olarak, en soğuk ve karlı senaryonun gerçekleşebileceği dönemdir. Bu günlerde İstanbul’da dahi kalıcı kar örtüsü oluşabilecek şiddette kar yağışları yaşanması sürpriz olmaz. Alternatif olarak, eğer stratosferik etkinin yansıması gecikir veya zayıflarsa, Şubat’ın ilk günlerinde hava daha ılımlı ve yağmur ağırlıklı seyredebilir. Ancak şu anki göstergeler, en azından Şubat’ın ilk haftasında bölgemizin yeni bir soğuk ataktan etkileneceği yönündedir.
    • Şubat ortası ve sonu (11-29 Şubat): Bu periyot için tahmin belirsizliği daha fazladır. Bazı orta vadeli haftalık modeller, Şubat ortasından itibaren polar girdabın toparlanacağını ve AO/NAO’nun pozitif tarafa geçeceğini, buna bağlı olarak da batı rüzgârlarının (zonal akışın) güçlenerek ılıman bir hava getireceğini öngörüyor. Örneğin, ECMWF’nin son 30 günlük ortalama MSLP (deniz seviyesine indirgenmiş basınç) anomali projeksiyonları, Şubat’ın büyük bölümünde Kuzey Kutbu üzerinde normalden yüksek basınç (sıcak renkte), ancak Orta enlemlerde (Avrupa-Rusya kuşağında) hafif negatif basınç anomalileri (soğuk renkte) göstermektedir. Bu, kağıt üzerinde negatif AO’ya karşılık gelse de, pratikte tropopoz altındaki güçlü bir yüksek basınç alanının kalmadığını ve alçak basınç alanlarının zayıf olduğunu, yani kış sistemlerinin sönümlendiğini ima edebilir. Bu senaryoya göre Şubat ortası-sonunda Marmara’da hava daha çok mevsim normalleri civarında seyreder, yağışlar daha çok yağmur şeklinde düşer ve kar ihtimali belirgin şekilde azalır.

    Öte yandan, farklı bir senaryoda Şubat’ın ortalarına doğru atmosfer ikinci bir blokaj atağına girebilir. Yukarıda tartışıldığı gibi, Ocak sonu gerçekleşen (veya gerçekleşecek olan) stratosferik ısınma eğer tam bir majör SSW halini alırsa, troposferdeki etkisi 2-3 hafta gecikmeli de olsa ortaya çıkabilir. Bu durumda Şubat’ın ortası ile sonu arasında, belki 15-20 Şubat haftasında, AO/NAO yeniden negatife döner ve Sibirya kökenli güçlü bir yüksek basınç bloğu Doğu Avrupa’da kurularak soğukları tekrar bölgeye yönlendirir. Böyle bir ikinci atak halinde, Marmara ve Batı Karadeniz kıyıları tekrar kar yağışlarına sahne olabilir. Özellikle, Atmosferik dalgaların durumuna göre Akdeniz’de yeni siklonlar gelişebilir ve Şubat’ın son haftası dahi geniş alanlı bir kar fırtınası getirebilir. Uzun vadeli (30-45 günlük) mevsimsel modeller bu konuda tutarsız: Örneğin Kanadalı CanSIPS Şubat 2026 için Türkiye üzerinde çok belirgin bir anomali göstermiyor, bu da ortalama şartların biraz üzerinde bir basınç ve normal civarı 500 hPa yükseklik öngördüğünü düşündürüyor. Bu durum, ikinci bir büyük atak olasılığını düşük bulduğuna işaret edebilir. Ancak mevsimsel modeller stratosferik olayların zamanlamasını yakalamakta zorlanabilir. Dolayısıyla Şubat ikinci yarısında kar ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil ancak daha düşük bir ihtimal diyebiliriz. Eğer olacaksa da muhtemelen ayın ortasındaki potansiyel bir soğuk salınım neticesinde olacaktır.

    Yüksek Rakım – Kıyı Ayrımı

    Marmara ve Batı Karadeniz’in kış karakteristiği, rakıma ve denize yakınlığa bağlı olarak keskin farklılıklar gösterir. Bu dönemde beklenen soğuk ataklar da bu farklılıkları ortaya koyacaktır. Yüksek rakımlı yerlerde (örneğin Uludağ, Kartalkaya, Ilgaz Dağı, Bolu Dağı gibi 1000 m üzeri kesimlerde) hava kütlesi kar sınırının epey altında soğuyacağından, yağış olması durumunda kar ihtimali hemen hemen kesindir ve kalıcı/derin kar örtüsü oluşacaktır. Zaten bölgedeki kayak merkezleri ve dağlık kesimler, bu periyotta muhtemelen kışın en yoğun kar yağışlarını alacaklar. Örneğin, Bolu Dağı çevresi ve Batı Karadeniz’in iç kesimleri bu kış en çok kar alması muhtemel yerler arasındadır. Yüksek geçitlerde (Bolu Dağı, Ilgaz vb.) ulaşımın aksaması, buzlanma ve kar birikimi gibi riskler oldukça yüksektir.

    Kıyı kesimleri ise deniz seviyesine yakın olmaları ve deniz suyu sıcaklığının ılıtıcı etkisi nedeniyle daha sınırda şartlar yaşayabilirler. Özellikle Karadeniz kıyılarında deniz suyu halen nispeten sıcaktır (10-12°C civarı). Bu durum DEK bulutlanmasını ve yağışını teşvik etse de, kıyı şeridinde 2 metre sıcaklığı çoğu zaman 0°C etrafında kalabilir. Dolayısıyla yoğun kar yağsa bile, karın yere düşer düşmez erimesi veya karla karışık yağmur (sulu sepken) şeklinde görülmesi olasıdır. Nitekim, Zonguldak’tan Rize’ye kadar uzanan sahil bandında bu kış yağış rekorları bile kırılsa, bunun önemli kısmı eriyen kar ya da karla karışık yağmur şeklinde olabilir. Marmara Denizi kıyıları (örneğin Tekirdağ, İstanbul’un sahil ilçeleri, Yalova vs.) için de benzer bir durum söz konusu: Sıcaklık çoğu senaryoda kritik eşik olan 0°C’nin biraz üzerinde kalıyor. Ancak ani yoğun yağış anlarında kısa süreliğine zeminde beyazlama görülebilir. Gece saatlerinde radyasyon kaybıyla sıcaklık düşerse kıyılarda da geçici beyaz örtü olasılığı vardır. Özellikle hava kütlesinin yeterince soğuk olduğu kuvvetli ataklarda (850 hPa’de -8°C ve altı çekirdekler geldiğinde), deniz etkisiyle sahillerde de yoğun kar yağışı görülebilir. Bu gibi durumlarda dahi, sahillerde yerel ısı adası etkisi ve deniz üzerinden gelen rüzgârın hafif ılıtıcı etkisi kar birikimini sınırlandırabilir. Sonuç olarak, yüksek rakımlar kesin kar alırken, kıyı kesimler “şartlı” kar alacaktır diyebiliriz. Sıcaklığın kritik eşiği aşması halinde kıyıda yağmur/karışık yağış görülürken aynı anda birkaç yüz metre yüksekte yoğun kar yağabilir.

    İstanbul için Özet Yorum

    İstanbul, hem coğrafi konumu hem de topoğrafyası nedeniyle kış sistemlerinden oldukça heterojen etkilenen bir megapoldür. 25 Ocak – 29 Şubat 2026 periyodunda İstanbul’da kar ihtimali, yukarıda belirtilen genel dönemlere paralel şekilde, özellikle Ocak sonu ve Şubat başı için öne çıkmaktadır. Bu zaman dilimlerinde şehrin bazı kesimlerinde anlamlı kar birikimi görülebilir.

    Öncelikle, İstanbul’un Avrupa Yakası ile Anadolu Yakası arasında kar dağılımı çoğunlukla hakim rüzgâr yönüne ve sistemin geliş rotasına bağlıdır. Balkanlar üzerinden gelen sistemlerde (rüzgâr kuzeybatı-karayel), soğuk hava Trakya yönünden girdiği için genellikle Avrupa Yakası daha şanslı olur. Özellikle kentin batı ve kuzey kesimleri (Çatalca, Arnavutköy civarı ve Kuzey Marmara/Boğaz hattı) bu tip durumlarda önce karı alır. Buna karşılık, Karadeniz üzerinden gelen doğu-kuzeydoğu akışlı sistemlerde (ör. bir Sibirya yüksek basıncı kökenli poyraz durumunda), Anadolu Yakası ve özellikle Boğaz çevresi daha yoğun deniz etkisi kar alır. Bu kış, atmosferik basınç dizilimlerinin İstanbul için “Açık Avrupa Koridoru” denilen (yani sistemlerin İtalya yerine Balkanlar-Ukrayna üzerinden gelmesine yol açan) bir yapıya meyilli olduğu belirtiliyor. Bu da İstanbul için kar açısından avantajlı bir durumdur.

    Kentsel ısı adası etkisi, İstanbul şehir merkezinde karın tutmasını geciktirici bir faktördür. Yoğun yapılaşma ve insan faaliyetleri nedeniyle şehir içi sıcaklıklar çevre kırsal alanlardan birkaç derece daha yüksek olabiliyor. Bu nedenle, hafif ve sınırdaki kar yağışları genelde şehir merkezinde tutmazken, kentin kenar semtlerinde veya yüksekçe bölgelerinde (örn. Çamlıca Tepesi, Bahçeşehir, Aydos çevresi gibi) beyaz örtü bırakabilir. Ancak, model tahminlerinde görülen daha şiddetli soğuk çekirdekler gelirse, bu etkiyi dengeleyecek ölçüde soğuma yaşanabilir. Özellikle Ocak sonunda veya Şubat başındaki güçlü ataklardan birinde İstanbul’un genelinde (her iki yakada) 5-10 cm civarı bir kar birikimi oluşması sürpriz olmayacaktır. Mevcut öngörüler, bu kış İstanbul için en az bir adet böyle örtü yapacak (akümüle olacak) sistem olasılığının yüksek olduğunu, ayrıca birkaç adet de daha zayıf “havada kar” görünecek sistem geçişi yaşanabileceğini gösteriyor. Bu zaman dilimlerinde ulaşımda aksamalar, özellikle üçüncü köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu civarında yoğun tipi şartları, şehir içinde görüş mesafesinde azalma gibi olumsuzluklara karşı hazırlıklı olunmalıdır.

    Sonuç olarak, İstanbul Ocak 25 – Şubat 29 arasında kışın en canlı dönemine giriyor. Büyük resimde Arktik kaynaklı soğuklar ve Atlantik blokajı işbirliğiyle uzun zamandır özlenen dengeli bir kış senaryosu mümkün görünüyor. Elbette, hava tahmininde kesinlik yoktur; ancak verilerin işaret ettiği yönde, İstanbul başta olmak üzere Marmara ve Batı Karadeniz kıyıları aralıklı fakat etkili kar yağışları ile karşılaşabilir. Özellikle Ocak sonu ve Şubat başı, “Kış geri geldi” dedirtecek manzaralar oluşturabilir. Şubat ayının ilerleyen bölümünde ise senaryolar biraz daha belirsizleşiyor; ama en azından kışın ilk yarısındaki durgunluğun ardından, bu periyotta bölgemizin kış şartlarını güçlü şekilde yaşayacağını söyleyebiliriz. Bu süreçte baraj doluluklarını artıracak kar yağışları, tarımsal açıdan da büyük önem taşıdığından, bereketli ve dengeli bir kış olması en büyük temennimizdir.


    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    Olası Kar Pencereleri ve Tarih Aralıkları

    1. Pencere: Ocak ayının ilk haftası. Mevcut veriler, yılbaşından hemen sonraya güçlü bir soğuk hava dalgası işaret ediyor. Aralık sonunda Avrupa’da başlayan blokajın ilk etkili soğuk dalgası, muhtemelen 2-5 Ocak 2026 tarihleri arasında Türkiye’yi yoklayacak. Bu dönemde Kuzeyli gelen kutupsal soğuk hava, önce Trakya ve Marmara’ya, ardından İç Anadolu ve Karadeniz’e doğru ilerleyebilir. Doğu Marmara , bu yağış rejiminin dışında kalacağından sadece soğuklardan etkilenecek. Örtülük kar şuan için söz konusu değil. Batı-Orta Karadeniz ve İç anadolunun bir kısmı bu aralıkta örtülük kar yağışı alabilir.

    2. Pencere: Ocak ortası (ikinci hafta ve civarı). İlk soğuk dalganın ardından modeller geçici bir zonal (ılıman) aralık öngörüyor. Muhtemelen Ocak’ın 8-12’si arası atmosfer biraz soluklanacak, sıcaklıklar kısa süreliğine mevsim normallerine yaklaşacaktır. Bu, kar yağışı ihtimalinin düşük olduğu bir nefes alma periyodu gibi düşünülebilir. Ancak yukarıda bahsettiğimiz ikinci stratosferik “damla” ve tropikal etkileşim devreye girdikçe, ayı ortasına doğru yeni bir blokaj hamlesi başlıyor. Bunun etkisiyle 15 Ocak civarı ikinci bir soğuk hava dalgası olası görünüyor. Bu ikinci pencere, ilki kadar güçlü olur mu belirsiz, fakat NAO’nun tekrar negatife gitmesiyle Avrupa’nın yüksek enlemlerinde yeni bir soğuk hava birikimi gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Eğer bu birikim yeterli olursa, Ocak 15-20 aralığında Türkiye’ye doğru bir kuzeydoğu akışı daha gelebilir. Böyle bir senaryoda, İstanbul yine kar sınırında olacak: Yeterli soğuk varsa kar, yoksa yağmur. İç ve Doğu bölgeler ise bu pencereyi muhtemelen kar olarak yaşayacak (özellikle Doğu Anadolu için güçlü bir kar fırtınası bile söz konusu olabilir).

    3. Pencere: Ay sonuna doğru (olasılık düzeyi daha düşük çünkü vade epey uzun). Mevcut veriler üçüncü bir belirgin soğuk atak konusunda daha ihtiyatlı, çünkü takvim uzak. Ancak ECMWF uzun vade tahminleri, Ocak’ın sonuna doğru blokajlı paternin devam edebileceğini gösteriyor. Eğer gerçekten blokaj Şubat başına dek uzarsa, Ocak’ın son haftasında (örneğin 25-30 Ocak arasında) kısa süreli bir üçüncü kar fırsatı ortaya çıkabilir. Bu dönemde olası senaryo, Atlantik’teki yüksek basıncın biraz batıya çekilip İskandinavya üzerinde yeni bir yüksek merkezinin kurulması, ve kutup soğuğunun bu defa biraz daha doğudan, belki Rusya üzerinden sarkması olabilir. Böyle bir durumda Trakya ve İstanbul yine kenardan da olsa etkilenebilir. Fakat bu aşamada bu üçüncü pencere spekülatif – gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini stratosferin o zamanki haline, MJO’nun yeni bir atak yapıp yapmamasına ve elbette ki kısa vadeli lokal koşullara (örneğin Akdeniz’de oluşacak bir alçak basınca) bağlı olacak.

    Özetlemek gerekirse: Ocak 2026, salınımlı bir kış ayı olacak gibi duruyor. Sürekli dondurucu bir soğuk yerine, bir gelir bir gider tarzında soğuk ataklar yaşanması muhtemel. Bu da halk arasında biraz “dalgalı seyir” şeklinde hissedilecek: Bir hafta “havalar kış yaptı” dedirtecek, sonraki hafta “yeniden ılıdı” diyeceğiz belki, sonra tekrar “ayy kar geliyor” heyecanı… Özellikle İstanbul gibi sınırda kalacak yerler için bu iniş çıkışlar daha da belirgin olacak. Türkiye genelinde ise kuzey ve iç kesimler kışın tadını daha çok alacak, güney ve kıyı Ege/Akdeniz ise daha çok yağmur ve rüzgarla bu dönemi geçirecek. Yine de, Ocak ayı boyunca atmosfer kapıyı aralık tutacak, uygun koşullar oluştuğunda kar sürprizleri yapmaya hazır olacak diyebiliriz.

    Konuştuğumuz gibi :) İstanbul 150 rakım altındaki ilçeler yağış anında cıvık örtü (yağış kesilince erir..) 150 200 rakım üstü ise 3-5cm , DEK bandı yakalayan yüksek rakımlı yerler 15cm ve üzeri ölçüleri konuşabilir. Bu sistemde DEK bandı alamayan sahil ilçelerinde örtü beklemiyorum. Detayları yarın konuşuruz. DEK bandını nerelerde bekliyoruz vs. falan yarın ki verilerle değerlendirmek daha doğru olur.

    8–31 Ocak 2026 | Türkiye (İstanbul odaklı) kar ihtimalleri ...

    Selamlar. Bu yazı 8–31 Ocak 2026 aralığına odaklı , elimizdeki AO/NAO gidişatı + 500 hPa desenleri + stratosfer (10 hPa) sinyalleri + MJO + jet konfigürasyonu üzerinden Türkiye’ye soğuk salınım gelir mi, gelirse nerede kar olur? sorusunu sade bir dille toparlıyorum


    1) Büyük resim: Bu dönemi kim belirliyor?

    AO & NAO (işin omurgası)

    • AO/NAO negatifteyken kutup çevresindeki “soğuk havayı içeride tutan düzen” gevşer, dalga sayısı artar, soğuk hava orta enlemlere sızmaya daha yatkın olur.
    • Bu tip bir tabloda Avrupa’da sık gördüğümüz şey: Grönland/İskandinavya çevresinde blokaj + Avrupa’da trof. Bu kombinasyon Türkiye’ye iki farklı sonuç üretebilir:
    • Trof batıda kalırsa: Türkiye ılık/yağmurlu tarafta kalır.
    • Trof doğuya kayar ve Balkanlar–Karadeniz hattı açılırsa: Türkiye’ye kuzeyli akış iner, kar ihtimali büyür.

    Bu yüzden “AO/NAO negatife gidiyor” tek başına yetmez; jetin kıvrımı ve trofun ekseni asıl kilit.

    Jet konfigürasyonu (asıl kritik parça)

    • İstanbul için kar senaryosunda işin püf noktası: soğuğun Türkiye’ye inmesi + aynı anda yağış üreten sistemin doğru yerde oluşması.
    • Yani sadece -AO/-NAO yetmiyor:
    • Jet fazla düz (zonal) olursa soğuk “sarkamıyor”.
    • Jet çok dalgalanır ama trof ekseni yanlış yerde kalırsa soğuk iner, yağış kaçabilir (kuru ayaz).

    Stratosfer / SSW sinyali (oyunu büyüten etken)

    • 10 hPa tarafındaki ısınma/bozulma sinyalleri (SSW benzeri süreçler) troposfere bağlanırsa, 1–3 hafta gecikmeyle blokajları güçlendirip -AO/-NAO’yu “kalıcılaştırma” eğilimi yaratır.
    • Bağ zayıf kalırsa: aşağı inen etki kırılır, troposfer “kendi ritmine” döner → soğuk pencereleri kısalır/yer değiştirir.

    MJO (ince ayar)

    • MJO sinyali güçlü değilse etkisi sınırlı olur. Güçlenip uygun fazlara kayarsa Avrupa blokajını dolaylı destekleyebilir, ama bu dönem için “ana direksiyon” gibi düşünmemek lazım.


    2) 8–31 Ocak için Türkiye genel gidişat (kısa ama net)

    Bu aralık için en makul okuma şu:

    • Ayın ikinci yarısında (özellikle 15’inden sonra) soğuk salınım olasılığı artıyor.
    • En “kar konuşulur” senaryo: Balkanlar–Karadeniz üzerinden kuzeyli/ kuzeydoğulu akışın Türkiye’ye oturması.
    • En “bozan” senaryo: Trofun batıda kalması veya Akdeniz’in aktif olup ılık güneybatılı akışları Türkiye’ye çekmesi.


    3) Kar pencereleri (8–31 Ocak) – İstanbul için en kritik aralıklar

    Aşağıdaki pencereler “kesin” değil; risk penceresi. Her pencere kendi içinde 2–3 gün ileri/geri oynayabilir.


    Pencere-1: 15 – 20 Ocak

    Teması: “İlk ciddi deneme”

    • Bu aralıkta Balkanlar/Doğu Avrupa üzerinden bir soğuk sarkma olasılığı var.
    • İstanbul için senaryo:
    • Soğuk yeterli inse bile yağışın timing’i çok kritik.
    • Olursa genelde: kısa süreli karla karışık → yer yer kar şeklinde.
    • Türkiye geneli:
    • İç Anadolu / Doğu Anadolu / yüksekler zaten daha avantajlı.
    • Marmara kıyıları için “tam kar” zor, ama “deneme” şansı var.

    İstanbul olasılık dili:

    • Şu anki büyük ölçekli işaretlere göre: hafif–orta şiddetli kar denemesi ihtimali var, ama kesinleşmesi için sistemin ekseni şart.


    Pencere-2: 25 – 31 Ocak

    Teması: “Asıl potansiyel”

    • Bu dönem, stratosfer-troposfer etkileşimi kuvvetlenirse blokajların daha kalıcı olabildiği aralık.
    • Soğuk birikimi artarsa, Türkiye’ye daha derin bir soğuk dalga inme ihtimali yükselir.
    • İstanbul için en iyi tablo:
    • Kuzeydoğudan soğuk akış + Karadeniz üzerinden bantlar / deniz etkisi
    • veya Balkanlar’da oluşan alçak basıncın Marmara’ya yağış taşıması

    İstanbul olasılık dili:

    • Eğer bu pencere “tam oturursa” İstanbul’da orta–şiddetli kar ihtimali, ayın önceki kısmına göre daha yüksek.
    • Kötü senaryo: Soğuk iner ama yağış kaçarsa “buz gibi ama kuru” kalır.


    5) Bölgesel Türkiye yorumu (kısaca ama net)

    • Marmara (İstanbul dahil):
      En çok “pencere-2” öne çıkıyor. Pencere-1 daha çok “deneme”. Kıyıda yağmur–içte kar ayrımı sık olur.
    • Karadeniz:
      Kuzeyli akışlarda avantajlı. Özellikle Batı/Orta Karadeniz kıyı bantları deniz etkisiyle sürpriz yapabilir.
    • İç Anadolu:
      Soğuk geldi mi iş kolay; yağış sistemi de eşlik ederse kar olasılığı yüksek.
    • Doğu Anadolu:
      Zaten soğuk havaya en yatkın bölge. Bu aralıkta “kar” sürpriz değil; asıl fark şiddet ve süre.
    • Ege & Akdeniz kıyıları:
      Kar için deniz seviyesi zor. Ama soğuk dalga güçlü olursa iç kesim/yükseklerde kar görülebilir.
    • Güneydoğu Anadolu:
      Kar daha çok sistemin doğuya kaydığı senaryoda ve yükseltilerde mümkün.


    6) En sade özet (pencere mantığıyla)

    Ocak 8–14:

    • Genel olarak “kış var ama İstanbul’da kar için şartlar net değil”.

    Ocak 15–20 (Pencere-1):

    • İstanbul için ilk kar denemesi ihtimali. Daha çok hafif–orta karakter.

    Ocak 21–24:

    • Geçiş dönemi / belirsizlik artar. Sistem ekseni burada belli olur.

    Ocak 25–31 (Pencere-2):

    • İstanbul ve Marmara için en güçlü kar ihtimali bu aralıkta.
    • Tutarsa orta–şiddetli kar konuşulur; tutmazsa “soğuk ama kuru” kalabilir.


    Not: Bu analiz (02.01.2026 tarihli 0z ve 6z güncellemelerine ve diğer uzun vadeli verilerin ayrı ayrı analiz edilip , ortak bir ana fikrin elde edilmesi şeklinde (tümevarım) hazırlanmıştır. Vade yaklaştıkça ve gözlem verileri değiştikçe-arttıkça analiz tekrardan güncellenecektir)

    Ocak 2026: Uzun Vadeli Hava Durumu Tahmini (İstanbul, Türkiye ve Avrupa)

    Genel Durum ve Büyük Ölçekli Eğilimler

    2025 Aralık ayının sonu yaklaşırken atmosferde önemli bir değişim yaşandı. Kasım sonunda meydana gelen sıra dışı derecede erken bir Ani Stratosfer Isınması (SSW) olayı, kışın gidişatını değiştirecek sinyaller verdi. Bu stratosferik ısınma, normalde kutup bölgesinde güçlü şekilde dönen polar vorteksi (kutup girdabı) zayıflatarak yerinden oynattı. Nitekim bu denli erken sezonda bir SSW, son 70 yılda kaydedilen en erken olay oldu ve oldukça nadir bir durum olarak dikkat çekiyor. Bu gelişmeyi özetlemek gerekirse: “Strato, aşağıyı dürtüyor” diyebiliriz. Yani stratosferdeki anormal durum, birkaç hafta içinde adeta damla damla alt atmosfere etki ederek kış şartlarını harekete geçiriyor.

    Stratosferdeki bu sıcaklık ve basınç anomalisi, kutup vorteksinin parçalanmasına yol açtı. Aralık sonuna gelindiğinde polar vorteks atmosferin alt katmanlarına “damga” vurmaya başladı; artık tek bir kutup girdabı yerine, Kuzey Yarımküre’de iki loblu (çift merkezli) bir vorteks yapısı oluştu.Bir vorteks lobu Kuzey Amerika’ya kayarken, diğer parçası Avrupa üzerine iniyor. Bu iki merkez arasında, kutup enlemlerine yüksek basınçlar “kama” gibi girerek yerleşiyor. Sonuç olarak, Grönland civarında kalıcı yüksek basınçlı bir blokaj ve buna bağlı -NAO (negatif Kuzey Atlantik Salınımı) durumu oluşmaya başlıyor. Atmosferde bu konfigürasyon kurulduğunda, bir tarafta Grönland civarında yüksek basınç, diğer tarafta Avrupa üzerinde uzun dalga boylu bir alçak basınç (trof) belirmesi beklenir. Bu desen, Avrupa’ya doğru kuzeyli ve kuzeydoğulu akışlarla soğuk hava inebileceğinin sinyalini veriyor.

    Gerçekten de küresel model verileri ve indeksler bu senaryoyu desteklemekte. Arktik Osilasyon (AO) ve Kuzey Atlantik Osilasyonu (NAO) gibi kutup kaynaklı indekslerin, yeni yılın ilk günlerinde negatif faza yönelmesi bekleniyor. Bu da kabaca, kutup civarında basıncın mevsim normallerine göre yüksek olup soğuk havanın orta enlemlere inmesi için kapı aralanması demek. Benzer şekilde Pasifik cephesindeki Batı Pasifik Osilasyonu (WPO) endeksinin negatif, Pasifik/Kuzey Amerika Osilasyonu (PNA) endeksinin ise pozitif faza geçiş eğilimi var. Atmosferde bu kombine salınım durumu, Pasifik’te Aleutiyen tarafında ve Grönland civarında blokaj merkezleri, arada ise Amerika ve Avrupa’ya inen soğuk hava dalgaları anlamına geliyor. Yani zonal (batı-doğu yönlü düz) akış yerine meridyonal (dalgalı/kıvrımlı) bir jet akışı hakim olacak gibi. Bu da Ocak ayında genel eğilimin, Aralık başındaki ılıman görüntüden farklı olarak, daha soğuk ve dalgalı bir kış paternine döneceğini gösteriyor.

    Stratosfer ve Troposfer Etkileşimi: Blokajlar ve “Damlalar”

    Yukarıda bahsettiğimiz SSW’nin etkileri ani ve tek seferlik değil, kademeli bir süreç şeklinde gelişiyor. Stratosferdeki ısınma polar vorteksi tam anlamıyla parçalayamadıysa da ciddi şekilde bozdu ve kaydırdı. Aralık ayında polar vorteks bir nebze toparlanmaya çalışsa da, bu toparlanma “eğri büğrü” (distorsiyonlu) bir şekilde gerçekleşiyor. Vorteks güçlenirken dahi tek parça halinde değil, ikili bir yapı ile varlık gösteriyor: Kanada üzerinde bir merkez, Avrupa üzerinde bir diğer merkez beliriyor. İşte bu ikiye bölünmüş stratosferik sirkülasyon, her iki yarımkürede de soğuk hava için kapıları açıyor. Özellikle Avrupa tarafındaki vorteks lobu, Grönland üzerinde blokaj yüksek basıncıyla kol kola girerek kıtamız üzerine soğuk hava dalışlarını mümkün kılıyor.

    Stratosfer-troposfer etkileşimini bir benzetme ile açıklarsak: Stratosferden aşağı doğru sızan “damlalar”, troposferde yüksek basınç blokajlarını tetikliyor diyebiliriz. Nitekim meteorolojik analizlerde “dripping stratosphere” (damlayan stratosfer) diye bahsedilen bir durum yaşanıyor. İlk “damla” etkisini Noel dönemi gibi erken bir vakitte gösterdi; bu sayede yılın son günlerinde atmosferin düzeni değişmeye başladı. İkinci bir damla ise muhtemelen Ocak başlarında geliyor olacak. Model projeksiyonlarına göre bu ikinci yukarıdan aşağı etki, ilkinden biraz daha güçlü görünüyor. Stratosferin bu ikinci hamlesiyle, kutup vorteksinin alt atmosferde yeniden zayıflaması ve blokajın sürmesi beklenebilir.

    Burada tropikal bölgeler kaynaklı etkileri de unutmamak gerek. Pasifik Okyanusu üzerinde Madden-Julian Salınımı (MJO) Aralık ortası itibariyle aktif hale gelip 6-7-8. fazlara yöneldi. Özellikle MJO’nun 7-8 fazları, kış mevsiminde birkaç hafta gecikmeli olarak Atlantik’te blokaj (NAO negatif) gelişimini destekleyen fazlardır diye bilinir. Bu sene de benzer bir durum olabilir. Tropikal bölgede kuvvetli bir konvektif hareketlilik dalgası, stratosferik sürece eşlik ediyor. Uzmanlar buna “Konvektif Eşleşmiş Kelvin Dalgası (CCKW)” diyor. Modeller, Ocak ayı başlarında ikinci bir CCKW dalgasının Pasifik’te doğuya doğru ilerleyeceğini öngörüyor. Bu tropikal dalga ile stratosferden sarkan ikinci “dürtükleme” birleştiğinde, Ocak ayının ortasında zayıflamaya yüz tutabilecek ilk blokajın ardından NAO’nun tekrar negatife dönmesi mümkün görünüyor. Yani kısacası,

    **Ocak ayında atmosferik düzen bir kez bozulup durulmayacak; muhtemelen ay içinde birden fazla blokaj ve soğuk dalgası “yeniden yüklenerek” devreye girebilir.

    Bu süreç elbette %100 garanti değil; atmosfer her zaman sürpriz yapabilir. Ancak ECMWF’nin uzun vadeli modeli (46 günlük forecast) dahi Ocak ve hatta Şubat ayına dek devam eden blokaj epizotları gösteriyor. Normalde mevsimsel iklim sinyallerine baktığımızda (örneğin nötr ya da zayıf La Niña koşulları, Doğu QBO vs.), Ocak için bu kadar güçlü bir blokaj öngörüsü beklenmezdi. Demek ki stratosfer-tropik etkileşim gerçekten de bu kış için hesapta olmayan bir rol oynuyor. Kısaca, atmosfer “beklenmedik bir asist” alarak, uzun soluklu bir kuzey-blokajlı paterni mümkün kılıyor diyebiliriz.

    Avrupa Genelinde Kış Şartları ve Blokajın Konumu

    Yukarıdaki küresel etkenler sonucunda, 2026 Ocak ayında Avrupa’nın atmosferik düzeni 2025 Aralık ayına kıyasla çok daha kış modunda olacak. Kuzey Avrupa ve Orta-Doğu Avrupa, bu düzenin en çok hissedileceği bölgeler. İskandinavya, Baltık ülkeleri, Rusya’nın batısı, Ukrayna ve Doğu Avrupa genelinde ay boyunca ortalamadan daha soğuk, tam kış koşulları bekleniyor. Yüksek basınç blokajı nedeniyle jet akımı daha güneyden esiyor, bu da Avrupa’ya sık sık kuzey-kuzeydoğu yönlerden soğuk hava inmesini sağlıyor. Özellikle İskandinavya ve Finlandiya, muhtemelen sürekli kar örtüsü ve sıfırın altındaki sıcaklıklarla sağlam bir kış ayı geçirecek. Orta Avrupa (örneğin Almanya, Polonya, Avusturya, Macaristan civarı), kuzeydoğudan gelen soğuklar ile güneybatıdan sokulmaya çalışan ılık hava arasında adeta bir cephe hattında kalabilir. Bu bölgelerde Ocak ayı ortalama sıcaklıkları belki uzun dönem ortalamasına yakın çıkabilir; ancak bu, dalgalanmaların ortalaması olacak. Muhtemelen 1-2 tane belirgin soğuk hava dalgası, bu ülkelerde birkaç günlüğüne gündüzleri bile sıfırın altında kalan sıcaklıklar ve yaygın kar yağışları getirecek. Sonrasında arada kısa süreli çözülmeler yaşanıp karlar erise de, ardından bir soğuk atak daha gelebilir – tam bir “salınımlı kış” durumu yani.

    Batı Avrupa ve Akdeniz ülkeleri ise bu paternde nispeten daha ılıman cephe olacaklar. İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Yunanistan gibi yerler, blokajın doğrudan altında olmadıkları için zaman zaman Atlantik üzerinden gelen görece yumuşak hava kütlelerinin etkisinde kalabilirler. Özellikle düşük rakımlı kıyı kesimleri, Ocak ayının büyük bölümünü serin ama çok soğuk olmayan, deniz kaynaklı nemli hava ile geçirebilir. Kar yağışı bu bölgelerde daha çok dağlarla sınırlı kalma eğiliminde; örneğin Pireneler, Alpler, Balkan dağları sık sık kar alırken, Paris, Madrid, Roma, Atina gibi şehirler daha çok yağmur veya karla karışık yağmur tarzı, geçici ve sulu kar hadiseleri görebilir. Ancak bu coğrafyada da “kısa, keskin soğuk ataklar” tamamen dışlanmış değil – blokajın konumuna bağlı olarak 1-2 günlüğüne kuzeyden sarkan soğuk hava, ardından tekrar ılık şeklinde küçük salınımlar yaşanabilir.

    Türkiye ve İstanbul: Kar İhtimali Olan Dönemler

    Gelelim bize – Türkiye ve özellikle İstanbul için Ocak 2026 ne vaat ediyor? Yukarıdaki büyük resme bakınca, Türkiye’nin kış potansiyeli açısından anahtar bölge Doğu Avrupa ve Balkanlar görünüyor. Zira soğuk hava deposu orada birikecek ve zaman zaman bu depo kapağını açıp soğukları bize doğru salabilecek.

    İstanbul özelinde, bildiğimiz gibi gerçek kış koşulları için kuzey-doğulu bir akış ve soğuk çekirdekli bir sistem ihtiyacı var. Ocak 2026’da Atlantik’te blokaj kuruldukça, Karadeniz üzerinden inen kuzeyli hava akımları dönem dönem güçlenecek gibi duruyor. Özellikle Trakya ve İstanbul, böyle kuzeyli ataklarda ilk etkilenecek yerlerden. Yine de, İstanbul’un deniz etkisiyle ılıman kalan konumu gereği, kar görmek için soğuğun yeterince derin olması ve mümkünse bir cut-off alçak basınç (kesik düşük) oluşması gerekiyor ki havayı iyice soğutup nem getirsin. Paternin Avrupa tarafındaki yapısı buna uygun: Doğu Avrupa’ya yerleşecek bir trofun zaman zaman kopup Ege veya Karadeniz üzerinde bir cutoff’a dönüşmesi sürpriz olmaz. Böyle bir senaryoda, tıpkı geçmişteki büyük İstanbul kışlarında olduğu gibi, Karadeniz üzerinden soğuk ve nemli hava bir araya gelerek ciddi kar yağışları üretebilir.

    Ancak burada süreklilik değil, pencere mantığı devreye giriyor. Yani Ocak ayı boyunca İstanbul veya Türkiye geneli sürekli kar altında kalacak demek yanlış olur. Bunun yerine, belirli aralıklarla kapımızı çalacak soğuk pencere(ler)i konuşmak daha doğru.

    Olası Kar Pencereleri ve Tarih Aralıkları

    1. Pencere: Ocak ayının ilk haftası. Mevcut veriler, yılbaşından hemen sonraya güçlü bir soğuk hava dalgası işaret ediyor. Aralık sonunda Avrupa’da başlayan blokajın ilk etkili soğuk dalgası, muhtemelen 2-5 Ocak 2026 tarihleri arasında Türkiye’yi yoklayacak. Bu dönemde Kuzeyli gelen kutupsal soğuk hava, önce Trakya ve Marmara’ya, ardından İç Anadolu ve Karadeniz’e doğru ilerleyebilir. Doğu Marmara , bu yağış rejiminin dışında kalacağından sadece soğuklardan etkilenecek. Örtülük kar şuan için söz konusu değil. Batı-Orta Karadeniz ve İç anadolunun bir kısmı bu aralıkta örtülük kar yağışı alabilir.

    2. Pencere: Ocak ortası (ikinci hafta ve civarı). İlk soğuk dalganın ardından modeller geçici bir zonal (ılıman) aralık öngörüyor. Muhtemelen Ocak’ın 8-12’si arası atmosfer biraz soluklanacak, sıcaklıklar kısa süreliğine mevsim normallerine yaklaşacaktır. Bu, kar yağışı ihtimalinin düşük olduğu bir nefes alma periyodu gibi düşünülebilir. Ancak yukarıda bahsettiğimiz ikinci stratosferik “damla” ve tropikal etkileşim devreye girdikçe, ayı ortasına doğru yeni bir blokaj hamlesi başlıyor. Bunun etkisiyle 15 Ocak civarı ikinci bir soğuk hava dalgası olası görünüyor. Bu ikinci pencere, ilki kadar güçlü olur mu belirsiz, fakat NAO’nun tekrar negatife gitmesiyle Avrupa’nın yüksek enlemlerinde yeni bir soğuk hava birikimi gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Eğer bu birikim yeterli olursa, Ocak 15-20 aralığında Türkiye’ye doğru bir kuzeydoğu akışı daha gelebilir. Böyle bir senaryoda, İstanbul yine kar sınırında olacak: Yeterli soğuk varsa kar, yoksa yağmur. İç ve Doğu bölgeler ise bu pencereyi muhtemelen kar olarak yaşayacak (özellikle Doğu Anadolu için güçlü bir kar fırtınası bile söz konusu olabilir).

    3. Pencere: Ay sonuna doğru (olasılık düzeyi daha düşük çünkü vade epey uzun). Mevcut veriler üçüncü bir belirgin soğuk atak konusunda daha ihtiyatlı, çünkü takvim uzak. Ancak ECMWF uzun vade tahminleri, Ocak’ın sonuna doğru blokajlı paternin devam edebileceğini gösteriyor. Eğer gerçekten blokaj Şubat başına dek uzarsa, Ocak’ın son haftasında (örneğin 25-30 Ocak arasında) kısa süreli bir üçüncü kar fırsatı ortaya çıkabilir. Bu dönemde olası senaryo, Atlantik’teki yüksek basıncın biraz batıya çekilip İskandinavya üzerinde yeni bir yüksek merkezinin kurulması, ve kutup soğuğunun bu defa biraz daha doğudan, belki Rusya üzerinden sarkması olabilir. Böyle bir durumda Trakya ve İstanbul yine kenardan da olsa etkilenebilir. Fakat bu aşamada bu üçüncü pencere spekülatif – gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini stratosferin o zamanki haline, MJO’nun yeni bir atak yapıp yapmamasına ve elbette ki kısa vadeli lokal koşullara (örneğin Akdeniz’de oluşacak bir alçak basınca) bağlı olacak.

    Özetlemek gerekirse: Ocak 2026, salınımlı bir kış ayı olacak gibi duruyor. Sürekli dondurucu bir soğuk yerine, bir gelir bir gider tarzında soğuk ataklar yaşanması muhtemel. Bu da halk arasında biraz “dalgalı seyir” şeklinde hissedilecek: Bir hafta “havalar kış yaptı” dedirtecek, sonraki hafta “yeniden ılıdı” diyeceğiz belki, sonra tekrar “ayy kar geliyor” heyecanı… Özellikle İstanbul gibi sınırda kalacak yerler için bu iniş çıkışlar daha da belirgin olacak. Türkiye genelinde ise kuzey ve iç kesimler kışın tadını daha çok alacak, güney ve kıyı Ege/Akdeniz ise daha çok yağmur ve rüzgarla bu dönemi geçirecek. Yine de, Ocak ayı boyunca atmosfer kapıyı aralık tutacak, uygun koşullar oluştuğunda kar sürprizleri yapmaya hazır olacak diyebiliriz.

    Kaynakça ve Model Verileri

    • Gleb Perov, Pogodnik (27 Aralık 2025): “Polar Vortex Split and the Return of Winter: January 2026 Forecast” – Ocak 2026 için stratosferik ısınma ve kutup vorteksinin bölünmesine dair uzun vadeli tahmin analizi
    • Andrej Flis, Severe Weather Europe (26 Aralık 2025): “Brace for a chilly start to 2026: Polar Vortex split...” – Kasım sonu SSW olayının iklimsel önemi ve Ocak başında beklenen soğuk hava dalgaları üzerine bilimsel yorumlar.
    • Met4Cast (Netweather Forum, 20 Aralık 2025): “Will a ‘dripping’ stratosphere and CCKW play a big part heading into the New Year?” – Ocak ayındaki blokaj sürekliliği, stratosfer-tropik etkileşimler ve -NAO rejiminin yeniden yüklenmesi üzerine detaylı bir forum analizi.
    • ECMWF AİFS (ECMWF Ext. Ens) Modelleri: ECMWF’nin 46 günlük uzun vadeli ansambıl tahminleri (EC46) Ocak ayında ve devamında yüksek enlemlerde blokaj ihtimalini göstermiştir. Yine ECMWF haftalık tahmin haritaları 28 Aralık – 4 Ocak ve 3 – 10 Ocak dönemlerinde Avrupa’nın doğusunda bariz soğuk hava anomalileri (850 mb’de ortalama -4 ila -6°C sapmalar) öngörmektedir.
    • GFS & ECMWF Ansambıl İndeks Çıktıları: NOAA ve WeatherBELL kaynaklı ansambıl verilerine göre AO ve NAO endekslerinin Ocak’ın ilk yarısında ağırlıklı negatif değerde seyretmesi bekleniyor. Benzer şekilde Pasifik kaynaklı PNA pozitif, WPO negatif fazda tahmin edilerek, dalgalı bir jet akışı lehine sinyal vermektedir. (Veriler: 27 Aralık 2025 tarihli GFS/ECMWF ens. indeks grafikleri).
    • MJO (Madden-Julian Salınımı) Diyagramı: Aralık ayı sonu itibariyle MJO’nun güçlü genlikli bir şekilde faz 6-7 bölgesine ilerlediği görülmektedir (RMM1-RMM2 diyagramı). Bu durum, yaklaşık 10-15 gün sonra orta enlemlerde blokaj oluşumunu tetikleyebilecek bir tropikal itkidir. Ocak başında ikinci bir CCKW sinyali de modellerde mevcut olup, bu da ay ortasında ikinci bir dalga ihtimalini destekleyen bir göstergedir
    • Model Referansları: Bu tahmin yazısında kullanılan harita ve veriler ECMWF, GFS, CMC gibi sayısal hava tahmin modellerinin çıktılarına dayanmaktadır. 500 mb jeopotansiyel yükseklik anomalileri (ECMWF, GFS, CMC ansambıl ortalamaları), 10 hPa stratosferik zonal rüzgar verileri (ECMWF ve GFS), AO/NAO gibi atmosferik osilasyon endeksleri (NOAA/CPC) ve MJO endeksi (BoM/NOAA) analizleri değerlendirilmiştir.

    2025–2026 Kışı Türkiye’ye Ne Getirecek?

    Her Ekim geldiğinde aynı soru dönüp dolaşıyor:
    Bu sene kar yağacak mı, yoksa yine sıcak mı geçecek?


    1. Şu anda atmosferde neler oluyor?

    • Pasifik’te La Niña geri döndü.
      Orta Pasifik suları ortalamadan yaklaşık yarım derece daha soğuk. Bu “zayıf” bir La Niña demek. Böyle dönemlerde kutuptaki soğuk hava bazen aşağıya sarkabiliyor. Yani kar potansiyeli var ama garanti değil.
    • Hint Okyanusu’nda negatif faz var.
      IOD dediğimiz sıcaklık dengesi -1.4 civarında. Bu, nemin Asya’dan Akdeniz’e taşınmasını etkiliyor. Kasım gibi normale dönecek ama o zamana kadar Akdeniz üzerinden güçlü yağış sistemleri görebiliriz.
    • MJO (Madden-Julian dalgası) sessiz ama pusuya yatmış durumda.
      Bu dalga, 30–60 günde bir atmosferde dev enerji hareketi yaratıyor. Şu an zayıf ama Ekim sonu itibarıyla Hint Okyanusu’nda canlanma sinyali var. Eğer öyle olursa, Kasım sonu ve Aralık başı civarı Türkiye’ye doğru yağış kümeleri taşınabilir.
    • Akdeniz ve Karadeniz hâlâ çok sıcak.
      Deniz yüzeyi ortalamadan 1°C civarı sıcak. Bu, gelen her soğuk hava dalgası için yakıt demek. Yani yağarsa sağlam yağar.

    2. Türkiye için tablo ne söylüyor?

    Atmosfer şu an “kararsız” bir modda ama genel tablo şöyle görünüyor:

    • Sıcaklık
      Küresel ısınma etkisi hâlâ baskın, o yüzden genel hava ılık geçecek gibi.
    • Kıyılar (Marmara, Ege, Akdeniz): Mevsim normallerinin biraz üstü, arada sert yağışlı dönemler olabilir.
    • İç ve Doğu Anadolu: Genelde mevsim normali civarında ama Aralık sonu veya Ocak başı gibi ani kar atakları beklenebilir.
    • Yağış
    • Karadeniz kıyıları: Deniz sıcak, yağış verimi yüksek. Batı ve Orta Karadeniz’de yoğun yağış ve kısa süreli kar sürprizleri olası.
    • Akdeniz bölgesi: MJO aktifleşirse güçlü fırtınalar ve ani yağışlar görebiliriz.
    • İç ve Doğu Anadolu: Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) negatife dönerse kutup soğukları kısa süreliğine ülkemize sarkabilir.

    3. Kışın karakterini belirleyecek üç faktör

    • NAO (Kuzey Atlantik Salınımı)
      Negatif olursa Avrupa ve Türkiye’ye soğuk iner. Pozitif kalırsa sıcak hava hâkim olur.
    • Sibirya kar örtüsü
      Ekim–Kasım’da hızla artarsa atmosferin dalga düzenini değiştirir. Bu, Aralık sonu veya Ocak’ta kar kapısını aralayabilir.
    • Stratosferik Ani Isınma (SSW)
      Kutup üstündeki ani ısınma, girdabı dağıtır. Böyle bir olay olursa Ocak’ta sert soğuk ve kar fırtınaları yaşanabilir.

    4. Genel tablo

    • Kış yumuşak başlayacak ama sürprizli geçecek.
    • Kasım sonu ve Aralık başı civarı güçlü yağış sistemleri olasılığı yüksek.
    • Ocak ayında 1–2 haftalık soğuk ve karlı dönem şansı var.
    • Denizlerin sıcak olması yüzünden yağışlar kısa ama yoğun olabilir.
    • Şubat’a doğru hava tekrar ılımanlaşabilir.

    Kısacası:
    Kış geliyor ama acele etmiyor.


    Kaynaklar

    • NOAA CPC (Climate Prediction Center) – ENSO, MJO, AO/NAO endeksleri
    • Bureau of Meteorology (BoM, Avustralya) – Hint Okyanusu Dipolü (IOD) güncellemeleri
    • FU-Berlin & NOAA PSL – QBO (Stratosfer rüzgârları) verileri
    • Rutgers Global Snow Lab – Avrasya kar örtüsü (SCE) gözlemleri
    • Copernicus Climate Data Store (ECMWF/C3S) – ERA5 ve deniz yüzeyi sıcaklıkları
    • NSIDC – Arktik deniz buzu verileri
    • NOAA OISST & Copernicus Marine Service – Akdeniz ve Karadeniz yüzey sıcaklıkları
    • 2010–2024 arası akademik literatür – ENSO–NAO ilişkileri ve Türkiye üzerindeki teleconnection etkileri

    22 Şubat Sistemi // Analiz

    22 Şubat 2025 tarihli ECMWF model çıktıları incelenerek Marmara ve Karadeniz bölgelerindeki soğuk hava dalgası ile kar yağışı potansiyeli değerlendirilmiştir. Analizde 500 hPa ve 850 hPa seviyelerindeki termodinamik parametreler ile 500 hPa geopotansiyel yükseklik ve rüzgâr verileri temel alınmıştır.


    Gözlemler: 500 hPa seviyesinde sıcaklıklar -38°C ile -40°C aralığında (yer yer -43 , -45°C) kaydedilmiştir. Bu değerler, üst troposferde belirgin bir soğuk hava kütlesinin varlığına işaret etmektedir.

    -Dinamik Etki: Troposferik soğuk çekirdek, termal kararsızlığı artırarak konvektif aktiviteyi tetikleyebilir. Özellikle deniz yüzeyi ile üst seviye arasındaki sıcaklık gradyanı (>45°C), nemli hava kütlelerinin hızlı yükselmesine ve kümüliform bulut oluşumuna yol açabilir.

    - Karadeniz üzerinden taşınan nem, deniz etkisi (sea-effect) mekanizmasıyla kar yağışlarını destekleyecektir. Marmara’da ise kuzeyli rüzgârların Trakya üzerinden soğuk adveksiyonu, kıyı kesimlerde dahi yoğun kar sağanaklarına neden olabilir.

    Marmara ve Karadeniz’de 850 hPa sıcaklıkları -8°C ile -12°C arasında ölçülmüştür.

    -Bu seviyedeki sıcaklıklar, yüzeyde kar oluşumu için termodinamik koşulları sağlamaktadır.

    * Karadeniz’de deniz yüzey sıcaklığının (~8-10°C) üst seviye soğuk hava ile etkileşimi, konvektif kar yağışlarını besleyecektir. Marmara’da ise yüzey sıcaklığının +1/+3°C civarında seyretmesi , yani güneş açması durumunda bile, kuvvetli yağış anında sıcaklık düşüşleri gözlenebilir.


    Trofun varlığı, soğuk havanın bölgede uzun süre kalmasını sağlayarak kararsızlığı sürdürür. Ayrıca, 500 hPa’daki güçlü jet akımları (~70-80 knot), siklonik vortisiteyi artırarak yağış şiddetini desteklemektedir.

    Sistemin yavaş hareket etmesi halinde, Karadeniz kıyılarında deniz etkisi kar yağışları 72-96 saat boyunca devam edebilir. Marmara’da ise kısa süreli ancak yoğun kar sağanakları beklenmektedir. Sistem anında radar takibi yapmak bu durumda daha mantıklı olacaktır. Güncel verilere göre DEK bandı alan bir bölge uzun süreli yoğun kar sağanaklarına maruz kalacaktır.

    * Kuzeybatılı rüzgârlar ve 850 hPa’daki soğuk hava, İstanbul ve diğer Marmara illerinde , özellikle Yüksek rakımlı bölgelerde (+100-150mt) +40cm kar birikimi gözlenebilir.

    - Kıyı kesimlerde ise bir miktar daha düşük olacaktır birikim doğal olarak. Fakat Bant yakalayan yerler muazzam birikim alacağını düşünüyorum.

    - Batı Karadeniz (Zonguldak, Kastamonu,Düzce,Bolu) ve Doğu Karadeniz (Trabzon, Rize) kıyılarında deniz etkisi nedeniyle saatte 3-5 cm yoğunlukta kar yağışı öngörülmekte.

    - Yüksek rakımlı iç kesimlerde (+150-200mt) kar kalınlığı 60-70 cm’yi aşabilir.

    - ECMWF modeli, soğuk hava kütlesinin 20-25 Şubat arasında etkili olacağını öngörmektedir. Ancak trofun konumu ve hızına bağlı olarak tahminler ±12 saat değişebilir.

    - Daha doğru sonuçlar için 48 saat öncesindeki yüksek çözünürlüklü model güncellemeleri takip edilmelidir.





    Özet //

    Bu paragrafta değerlendirdiğim verilerin özetini (mealini) yazacağım. Teknik olarak işin detayını ve verilerin analizini okumak isteyenler bundan sonraki paragrafları okuyarak bilgi sahibi olabilirler.

    Son model tahminlerinde, Ocak ayının ilk yarısında Avrupa’ya inmesi beklenen soğuk hava dalgası Türkiye yerine daha çok Batı ve Orta Avrupa’ya yöneliyor. Özellikle 5–8 Ocak arasındaki kar getirebilecek sistem, yeni koşumlarda zayıfladı ve İstanbul için kar ihtimali epey düştü. 9–11 Ocak’ta da yüksek basınç ve nispeten daha ılıman bir hava görünüyor. 12–15 Ocak civarı modeller tekrar değişebilir, ufak bir soğuk ihtimali var; ama henüz güçlü bir kar sinyali vermiyorlar. Yani mevcut tahminlere göre İstanbul’da 5–15 Ocak döneminde kar beklenme olasılığı oldukça azalmış durumda. Her gün güncellenen modellerle durum değişebileceğinden, önümüzdeki birkaç günkü tahminleri takip etmekte fayda var.Mevcut Model Eğilimleri ve Olası Senaryolar

    3.1. 5–8 Ocak Periyodu

    • Daha önceki tahminlerde, negatif AO/NAO ile beraber İstanbul dahil Türkiye’de soğuk bir senaryo ve kar ihtimali vardı.
    • Son güncellemeler (örneğin ECMWF 29 Aralık 00z) 5–8 Ocak’ta anlamlı bir trof uzantısı göstermiyor; soğukların Avrupa’nın batı/orta kesimlerinde sıkışması daha olası.
    • Dolayısıyla bu dönemde İstanbul’da kar ihtimali bir hayli azalmış görünüyor.

    3.2. 9–11 Ocak Periyodu

    • Model çıktıları, 8–10 Ocak itibarıyla AO/NAO’nun nötre yaklaşması veya hafifçe pozitife dönmesi senaryosuna döndü.
    • Bu, yüksek basınç alanının Balkanlar-Doğu Avrupa hattında konumlanmasıyla Türkiye’ye soğuk girişini engelleyebilir.
    • İstanbul özelinde, belki ortalamaya yakın veya biraz üzerinde sıcaklıklar ve daha ziyade yağışsız/yağışın yağmur şekli baskın bir durum söz konusu olabilir.

    3.3. 12–15 Ocak ve Sonrası

    • Bazı ansamble üyelerde 10 Ocak sonrası “ikinci bir soğuma” ihtimali görülüyor; ancak operasyonel çıktılarda henüz güçlü bir işaret yok.
    • Stratosfer-troposfer etkileşiminin gecikmeli yansıması sonucu, kutup soğukları bu dönemde doğuya doğru kayarsa, İstanbul’da kar penceresi tekrar açılabilir.
    • Fakat mevcut tabloya göre, ilk döneme kıyasla daha düşük bir olasılık söz konusu. Netleşmesi için birkaç koşuma daha ihtiyaç var.


    ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................


    Yukarıda bahsettiğim detaylı veri analizi buradan sonra başlıyor. Herkese keyifli forumlar..

    1. Stratosferik Durum ve Polar Vorteks Analizi

    Zonal Rüzgârlar (10 hPa, 60°N) ve Stratosferik Dalga Faaliyeti

    • Zonal Mean U (10 hPa, 60°N) grafikleri (GEFS, ECMWF vb.) incelendiğinde, yıl sonundan (2024 sonu) itibaren kutup civarında rüzgârların belirgin şekilde zayıfladığını görüyoruz. Göstergeler 1–3 Ocak civarında en düşük değerlere yakın, sonrasında ise 5–7 Ocak’tan itibaren tekrar güçlenmeye başlayan bir eğilim sunuyor.
    • Dalga Genlikleri (Wave 1, Wave 2, Wave 3) grafikleri (özellikle 10 hPa seviyesinde) 4–5 Ocak civarında Wave-1’in (ör. 1400–1500 gpm civarı) oldukça yüksek değerlere ulaştığını; Wave-2’nin ise orta seviyede kaldığını gösteriyor. Wave-1’in bu kadar güçlenmesi genellikle “displacement tip” (yani polar vorteksin tamamen parçalanmasından ziyade, yer değiştirmesiyle sonuçlanan) bir ısınmaya ya da en azından “minor warming” türü bir sürece kapı aralar.
    • EP-Flux ve Divergence görsellerinden (örneğin 06–08 Ocak 2025 GFS Zonal Mean U & EP-Flux haritaları) dalga aktivitesinin 30–50°N enlemleri üzerinden stratosfere doğru güçlü bir akış gösterdiği anlaşılıyor. Bu da stratosferik sirkülasyonda (özellikle polar vorteks üzerinde) dalga kırılmalarıyla sonuçlanabilen, rüzgâr zayıflamasına katkı sağlayan bir durum.
    • Eddy Heat Flux (40–80°N, “y’T’ ”) panelleri (6 Ocak, 8 Ocak, 11 Ocak gibi zamanlara ait) de benzer şekilde, orta ve üst stratosfere doğru ısı taşınımının (yatay ve dikey bileşenleriyle) arttığını teyit ediyor. Eddy Heat Flux tipik olarak stratosferik ısınma ihtimalini yükseltir; bu da polar vorteksin zayıflamasına katkı sağlar (örneğin Limpasuvan ve Hartmann, 1999; Polvani ve Waugh, 2004).

    Bu tablo bize, 1–10 Ocak civarında stratosferde en azından bir “minor warming” veya güçlü bir vorteks yer değiştirmesi (displacement) olabileceğini düşündürüyor. Bunun tam anlamıyla “ani stratosferik ısınma (SSW)” boyutuna ulaşıp ulaşmayacağı ise, model güncellemelerinde netlik kazanacaktır. Fakat veriler, az da olsa SSW eşiğini zorlayabilecek bir zayıflamayı işaret ediyor.


    Stratosfer – Troposfer Etkileşimi

    • Stratosferde yaşanan bir “ısınma” ya da vorteksin kaymaya uğraması; yaklaşık 1–3 hafta gecikmeyle troposferik dolaşıma (AO/NAO fazına, coğrafi konumunuza göre soğuk dalgaların inmesi vb.) yansıyabilir (Baldwin ve Dunkerton, 2001).
    • Gönderilen AO (Arctic Oscillation) ve NAO (North Atlantic Oscillation) çoklu ansamble grafiklerinde, 31 Aralık – 3 Ocak aralığında AO’nun kuvvetli negatif değerlere inmesi, sonrasında 5–10 Ocak döneminde ise kademeli bir toparlanma görülüyor. NAO’nun da benzer şekilde 1. haftada negatif, 2. haftada ise nötr/pozitif değere doğru hareket ettiğini görmekteyiz.

    Bu, stratosferdeki zayıflamanın troposfere bir miktar aşağı doğru aktarılma ihtimalini doğruluyor; özellikle 1. haftada (3–8 Ocak civarı) AO ve NAO daha negatif seyrettiğinden, kutup kaynaklı soğukların orta enlemlere inmesi için bir fırsat penceresi oluşabilir. Ancak 2. hafta (9–15 Ocak) itibarıyla AO/NAO değerleri toparlanmaya (daha nötr ya da hafif pozitif) geçerse, soğukların kalıcılığı sorgulanır hâle gelebilir.


    2. Troposferik Durum ve Bölgesel 500 hPa Anomalileri

    ECWMF / GFS 500 hPa Yükseklik Anomali Haritaları

    • Paylaşılan 13 Ocak 2025 (360. saat) ECMWF Ens. 500 hPa anomali haritasında, Türkiye’nin batısına kadar uzanan, ancak özellikle Karadeniz’in kuzeybatısından (Doğu Avrupa üzeri) daha belirgin negatif anomalilerin sarktığı bir yapı dikkat çekiyor. Buna karşın Türkiye’nin doğusuna doğru (haritada sarı renkli alan) hafif pozitif anomali gözlemleniyor.
    • Bu tip “kuzeybatıdan uzanan trough” ve doğuda pozitif anomali (örneğin, zayıf bir ridge) konfigürasyonu, Balkanlar veya Karadeniz üzerinden soğuk hava taşınmasını tetikleyebilir. Ancak sistemin derinliği, soğuk havanın miktarı ve siklonik aktivitenin kuvveti kar ihtimalini belirleyen en önemli faktörlerden biri olacaktır.

    Dalga Etkinliği ve Potansiyel Keskin Soğuk Girişleri

    • Gönderilen 500 hPa dalga amplitüdleri (wave 1, wave 2, wave 3) verilerinde, özellikle 3–5 Ocak civarında wave 1 ve wave 2 bileşenlerinin dalgalanarak güçlendiği görülüyor. Bu; Atlantik üzerinden veya Sibirya üzerinden gelen uzun dalga sırt/çukur yapılarına işaret edebilir.
    • 7–8 Ocak’tan sonra wave-1 düşmeye başlarken wave-2 nispeten daha zayıf ama dalgalı bir seyir gösteriyor. Bu da troposferik dalga yapısının çok “blokaj tipi” değil, daha mobil ve değişken nitelikte gelişebileceğini düşündürüyor.


    3. AO/NAO ve MJO Etkileri

    • AO: Negatif AO genelde kutup etrafında blokajların, soğuk hava salınımlarının orta enlemlere inmesinin önünü açar. Yukarıda bahsettiğimiz gibi 5–10 Ocak arası AO düşük seyrediyor, sonrasında hafif toparlanma var.
    • NAO: Negatif NAO, Atlantik’teki Batı rüzgârlarını zayıflatır, Grönland civarına bir blokaj veya yüksek basınç konumlanmasına ortam sağlar, Avrupa’ya doğru soğuk hava infilakları kolaylaşır. Yine 5 Ocak sonrasından itibaren NAO nötr ya da nötre doğru gidiyor, bu da “soğuk gelir ama kalıcılığı belirsiz” bir durumu ima ediyor.
    • MJO (Madden-Julian Salınımı) grafiği RMM fazlarında 4–5–6 civarında görünüyor. Genelde faz 6–7, kışın Doğu Akdeniz / Türkiye çevresinde bazen soğuk ataklarla ilişkilendirilebilir ancak bu etkileşim gecikmeli ve her zaman 1:1 sonuç üretmeyebiliyor (telekoneksiyonların diğer faktörlere de bağlı olması nedeniyle).


    5. Literatür ve Ek Yorum

    • Stratosferik ısınmaların (SSW veya minor warming) 2–3 hafta sürebilen troposferik yansımaları olabilir (Baldwin ve Dunkerton, 2001). Bu yüzden Ocak’ın ilk yarısında AO/NAO’nun dalgalı seyri şaşırtıcı değildir.
    • Wave-1 tipi güçlü dalga kırılmaları, çoğunlukla vorteksin yer değiştirmesi (displacement) ile sonuçlanır. Bölünme (split) tipi olaylar ise genelde Wave-2’nin güçlü olduğu durumlarda görülür (Charlton ve Polvani, 2007). Bu kez verilerde Wave-1 öne çıktığından, “displacement” senaryosu daha olasıdır. Displacement senaryolarında da Avrupa tarafına soğuk salınımları yaşanabilir, ancak soğukların nerede ve ne kadar kalıcı olacağı, troposferik dalga yapısına ve blokajın konumuna bağlıdır.
    • MJO etkisi, kış aylarında Atlantik ve Avrupa hava durumu üzerinde ek modülasyon yaratabilir (Cassou, 2008). Ancak tahmin ufku uzadıkça belirsizlik artar, bu yüzden MJO’nun sinyalini net takip etmek zorlaşır.

    Eline sağlık, ama keşke kendine saklasaydın şu tahminini heves felan bırakmadın arkadaş.:-( Bir umut bekliyordum kendimce, neyse madem soğuk yok gideyim sıcak birşeyler içeyim kendimce. İnşallah yanılırsın tahmininde sağlıkla kal. Selam

    Umutsuz olmaya gerek yok. Ocak ayının ilk yarısı özelinde , efsane potansiyelli bir sistem beklemediğimi söyledim sadece. Devamında neden olmasın ? :) Vade yaklaştıkça detayları inceleyeceğiz. Teşekkür ederim

    Ellerine sağlık. Bu sene ciddi bir sistem beklentin var mı peki ? Önümüzdeki 2 hafta kar manasında kayıp zaten. Orası belli ama büyük balık var mı varsa hangi zaman diliminde ?

    Teşekkür ederim. Bilimsel veriler ışığında "henüz" yok diyebilirim. Tabii bu verilerle en net 20 ocak tarihine kadar olan süreci yorumlayabiliyoruz ki o bile yüksek oranda tutarsızlık içeriyor. Hissiyat olarak soruyorsanız bu sene de devasa çapta bir sistem veya sistemler silsilesi beklemiyorum ama :) Önümüzdeki süreci Ocak ayının ortasından itibaren yorumlamaya başlarız.