Whisper tarafından yazılan gönderiler

    Harici İçerik youtu.be
    Dış kaynaklardan gömülen içerik, izniniz olmadan görüntülenmeyecektir.
    Harici içeriğin etkinleştirilmesi yoluyla, kişisel verilerin üçüncü şahıs platformlarına aktarılabileceğini kabul edersiniz. Gizlilik politikamızda bununla ilgili daha fazla bilgi verdik.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.
    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.
    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.
    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    YAŞANMIŞ
    GERÇEK BİR HİKÂYE ...

    Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektör’ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti…
    Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?
    Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..
    Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..
    Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla;
    “-Bekleriz”
    diye mırıldandı…
    Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi..
    Sekreter sesini çıkarmadanmasasına döndü..
    Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi..
    Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı.
    “-Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok”
    diyerek Rektörü iknaya çalıştı...
    Anlaşılan çare yoktu...
    Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı.
    Sekreterin anlattığı tablo içini bulandırmıştı.
    Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.
    Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?
    Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.
    Yaşlı kadın hemen söze başladı.
    Harvard’da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kabetmişlerdi.
    Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.
    Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi.
    “ -Madam”
    dedi, sert bir sesle,
    “-Biz Harvard’da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner…”
    “Hayır, hayır” diyerek haykırdı yaşlı kadın..
    “Anıt değil…
    Belki, Harvard’a bir bina yaptırabiliriz”.
    Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak,
    “-Bina mı?”
    diyerek tekrarladı,
    “-Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz?
    Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı…”
    Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu.
    Artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi..
    Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü:
    “-Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş?
    Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?”
    Rektör’ün yüzü karmakarışıktı.
    Yaşlı adam başıyla onayladı.
    Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar.
    Doğu California’ya, Palo Alto‘ya geldiler.
    Ve Harvard’ın artık umursamadığı oğulları
    için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.
    Amerika’nın en önemli üniversitelerinden birini: STANFORD‘u...

    ***
    "Ayağınıza kadar gelip, sizinle görüşmek isteyen insanlara yaklaşmadan önce bir kez daha düşünün. ..."


    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.
    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    Sinan  UsTaD aleykümselam hayırlı Cumalar,hayırlı günler..

    Bu aralar hayatımda her şey üst üste geliyor ve bazı şeyler iyi gitmiyor. Bari kar yağsa da birazcık mutlu olsam.

    Yaşlı oturan whisper derki ,,

    tek düze devam eden bir mutluluk veya devamlı üst üste süregelen aksilikler olmaz.

    Her sıkıntılı sürecin arkasına sizi mutlu edecek,hayatı sevdirecek güzellikler mutlaka olacaktır..👏👍

    Haşhaş tohumu kapsüllerinde fareler

    Jack Lodge, İngiliz fotoğrafçı

    "Bu inanılmaz küçük hasat farelerine kesinlikle bir takıntım var... çok TATLILAR

    Her haşhaş tohumu kafasında bir anda üç tane vardı, işte bu kadar küçükler! Ancak, en sevdiğim resim iki farenin her bir tohuma sarılıp yatmaya karar vermeleri, beşincisi onlara katılmak için tırmanmanın bir yolunu bulmasıydı"

    Doug Eifrid'den

    Alıntı..

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.