HAVA Hikayeler Ve Anılar

  • Ne değildir ki? Dünya cehheneminde azabını dindiren 6 aylık süreç vardır. Eylül ortaklarından itibaren başlayıp aralığa kadar üşütücü bir poyraz ve gri gökyüzü eşlik eder hayatımıza. Ve asıl Sevda başlayacaktı aralık ayında, estikçe soğuk karayel suratına, Ferahlayacaktı gönlün. bir ocak ortası gecesi hiç uyandın mı lodos fırtınasının sesine? pencere kenarından uğultuları dinleyerek derin derin düşündün mü? Kışı neden seviyorum biliyor musun? çünkü Tanrı'nın yarattığı yağmuru seviyorum, Kar' I seviyorum. Aslında yalnız değilsin. Tanrı'nın sana verdiği güzellikleri düşün. Yağarken yağmur hiç mutlu olmadın mı? Yağarken kar yaşadığını tekrar hatırlamadın mı? Küçük mutluluklar büyük dertleri unutturur, büyük dertler unutulursa başarının anahtarı açılır.

  • yaşam amacım yok. Ama neden? çünkü herkes umutlarımı çaldı. Değer verdiğim her şey elimden kayıp gitti. Her şeyini kaybetmiş biri olarak söyleyin bana. Bu çıkmazın içinden nasıl bir şeyleri başarmak için hedef koyabilirim. belki bedenen özgürüm ama zihnim, ruhum ölene kadar sürecek bir hapiste

    • Resmi Gönderi

    yaşam amacım yok. Ama neden? çünkü herkes umutlarımı çaldı. Değer verdiğim her şey elimden kayıp gitti. Her şeyini kaybetmiş biri olarak söyleyin bana. Bu çıkmazın içinden nasıl bir şeyleri başarmak için hedef koyabilirim. belki bedenen özgürüm ama zihnim, ruhum ölene kadar sürecek bir hapiste

    Sanki pes etmiş gibisin,sen yön vereceksin hayatına,kimse senin yerine karar alamaz Yusuf. Kimse senden bir şey de çalamaz

  • Zihnimde uzun zamandır bir yorgunluk var..

    Sebeplerin arasında uykusuzluğu birinci sıraya ikinci sıraya da melankonik huzuru Koyabilirim.

    Melankonik huzurda Hafif sisli ve puslu hissedersiniz. Ama mutluda Hissedebilirsiniz aynı zamanda.. Geçmişin sırlarını düşünürken canlı ve siyah beyaz görüyorum bütün anıları. Gecenin bir karanlığında çıkan bir karayel fırtınası da eşlik ediyorsa ne mutlu benim ruhuma...

    Gecenin sessizliğini hep hissetmişimdir derinlemesine. Fazla ışık vurmayan odamda zifiri karanlığa hiç uyumamaktan şahit olmuşumdur.. Uykusuzluk o kadar zor ki kelimelerle tarif edilemez...

    Bu bir tür hayatı salmak mıdır bilemem ama en ufak şeylerle bile mutlu olmaya başladım. Başta en ufak şeyi kafama takarken. Havanın buz gibi soğuması ve kasvetli olması bile beni derin huzura çekiyor. Neden bu kadar mutlu olmaya başladım ve bu bir başarı mı bilmiyorum ama uzun zamandır melankonik huzur hissediyorum.

    Anlattım ya sisli puslu, düşünceli ama bir o kadar da mutlu. Gözlerim siyah beyaz görüyor kalbim boşlukta. En büyük sorunda zaten boşluğun içinde anlamsız mutlu hissetmem...

    26 şubat 2025 perşembe saat 22:45

  • Bazen tamamen unutulmak istiyorum. Adımın bile anılmadığı, hiç kimsenin beni hatırlamadığı, ve insanlarla neredeyse göz göze gelmemin imkansız olduğu bir yerde yaşamak istiyorum. Sadece doğa ve ben.. Başka kimseyi istemiyorum. Ne sevecek bir insan ne nefret edecek bir insan. Tıpkı ölmüşümde aradan 200 yıl geçmiş gibi unutulmak istiyorum.. Yalnız ama Özgür, yalnız ama mutlu. Biliyorum bunu yapmak neredeyse imkansız. Ama en azından insanlardan tek ricam ölmüş biri kadar beni unutmaları..

  • özgürlüğüme zincir vuramayınca beni içten çökertmeye çalışan kendi karanlığında kaybolmuş zavallıların açtığı o sinsi ve kirli savaşın benim üzerimde zerre hükmü yok çünkü ben kırılmam ben eğilmem ben boyun eğmeyi hiç öğrenmedim en derin acının içinde bile dimdik duran bir iradeyim beni çaresiz görmek isteyenler sadece kendi çaresizliklerinin yankısını duyarlar ben düşsem bile diz çökmeden düşerim can verirken bile susarım ama asla yalvarmam çünkü benim içimdeki özgürlük onların kurmaya çalıştığı bütün duvarlardan daha büyük daha sert

  • sevdiklerimi kaybetmişimde ölüleriyle berabermişim gibi duygusuz kaldım.

    Uyku sürem 4 saati geçmiyor ve bu yüzden gün boyu yorgunum. Kimler geçiyor hayatımdan ama asla hissetmiyorum. Belki sevenim vardır veya yoktur bilmiyorum. Ama benim hayatım benim devrim yıllar önce kapandı aslında... Artık sadece kalbim atmamayı bekliyor.

    Mesaj defa düzenlendi, son düzenleyen Aydiner (25 Mayıs 2026 23:57).

  • Gönlümde kalmış ve bana eski günlerin hissini yaşatan sadece sonbahar ve kış mevsimi kaldı. Başka hiç bir dostum yok. Her yaz bitiminin ilk serin hava dalgasında bolca dışarıya çıkar gezerim. Her senede bir kere bu müthiş anı Tanrı Bana nasip eder.

    • Resmi Gönderi

    benim bugünlerde böyle bir şeye dönüşmemdeki en büyük katkıyı insanlar sağladı. Şimdide ekip biçtikleriyle beni beğenmiyorlar

    Kimsenin senin üzerinde yönetme, yönlendirme hakkı yok,ailen hariç kimseye bu konularda yol verme..

    Sal gitsinler ,başka yerde oynasınlar

  • n ben yakınlarımın kıymetini biliyorum derdim tekrar ışınlansam geçmişe.. ve ışınlandığım geçmişte beni seven benimle ilgilenen benim iyi olmam için çaba gösteren dostlarımı ve ailemi tekrar gördüğümde ağlardım. Sebebini de bilmezlerdi çünkü onlar benim yaşadığım geleceği bilmiyorlardı, benim onları kaybettiğimi onlardan uzak kaldığımı ve şimdi yeniden karşılarında olduğumu bilmiyorlardı. Ben ise onları bir daha görememenin ne demek olduğunu biliyordum, onların yanımda olmasının aslında ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyordum. belki onlar için sıradan bir gündü ama benim için hayatımda geri dönebileceğim en güzel gündü.


    Ama size bir şey söylemek istiyorum.. Tam 3 aydır, 3 aydır çoğu günün gecesi bir rüya görüyorum.


    2026 yılından belki 2013-2015 yılları. Geçmişteyim, ve o an geçmişte olduğumun farkındayım. Ve geçmişte yaşadığım anların aynısını yaşıyorum. Ve öylece bakarken ağlıyorum. Mustafa veya eren her neyse, Yusuf iyi misin diyor. Bende onlara sarılıp. İyiyim.. Size bir şey söylemek istiyorum. Yıllar sonra çok ciddi bir olay yaşansa ve benim hakkımda yalanlar uydurulsa. Beni her zamanki gibi yıllar geçse de gönülden sevecek misiniz..


    Sonra uyanıyorum. Çoğu günün gecesi aynı rüya ve hep aynı rüya...

    • Resmi Gönderi

    Aydın kardeşim şiir tadında bir adamsın belli ki, senden pek kalmadı piyasada desem yanlış demiş olmam. Özellikle 2020 -21 korona döneminden sonra insanlarda var olan; Özlem, sevgi, bağlılık, hatıra, vefa gibi kavramlar sanki köreldi. Geçmişi her zaman düşünüyordum ama geçmişi düşündüğümde ise o dönem yaşayan ama şu an hayatta olmayan insanlar olduğu için çok da geçmişe takılamıyorum. Bu sefer bilinmez bir rüyaya dalıp gidiyor insan ve bu da insanı psikilojik olarak yorar. O yüzden Geçmişe ve geçmişte yapılacak güzel şeyleri düşünmek ama geleceğe bakmak daha mantıklı, hatalardan dönüş olmaması çok acı.. o nedenle benim sadakat gösterdiğim insanlar şu an yanımda manevi olarak yoksa o insanı silmekten(manevi olarak) başka şansım kalmıyor.. Demem o ki, bir insan hayatımda varsa benim şansım derdim önceden üzülürdüm kaybettiğime ama şimdi vardır Rabbimin bir bildiği diyor ve o insanın yokluğuna şükrettiğin durumlar bile oluyor… malesef hayat insana her şeyi

    Öğretiyor hayata ve insanlara dair … kısacası parola belli; bir insan varsa hayatımızda kapımız açıktır sonuna kadar; yoksa veya gittiyse de gittiği gün bitmiştir…