Sarp Özdoğan eline sağlık hocam, yarım aklım vardı okuyunca oda gitti 🙄
Yine de ana özet umut veriyor.
Teşekkürler 👏
Estağfurlah abi
Rica ederim
Yorum bırakmak için üye olmanız gerekir
Zaten hesabınız var mı? Oturum açın.
Şimdi giriş yapTopluluğumuzda yeni bir hesap için kaydolun. Bu kolay!
Yeni bir hesap oluşturSarp Özdoğan eline sağlık hocam, yarım aklım vardı okuyunca oda gitti 🙄
Yine de ana özet umut veriyor.
Teşekkürler 👏
Estağfurlah abi
Rica ederim
Selamlar herkese. Bu başlıkta İstanbul ağırlıklı olmak üzere ülkemizde, özellikle henüz kar yağışı düşmemiş kıyı illerimizde ilk kar yağışının ne zaman düşebileceği hakkında 1-15 Ocak tarihlerini kapsayan bir analiz yapacağım. Uzun bir yazı olacak. Verilerin hepsini elimden geldiğince yorumlamaya çalıştım. Verilerin yorumlanması ile ilgili yazıyı es geçip direk neticeye görmek isteyenler, Direkt olarak yazının en sonundaki "Özet" başlığının altındaki paragrafa gidebilirler. Herkese iyi forumlar..
Mevcut görsellerdeki (MJO faz tahmini, 10 hPa kutup-stratosfer sıcaklık ve rüzgâr tahminleri, GEFS members vb.) verileri incelediğimizde, stratosferik kutup girdabında (polar vortex) yılbaşına doğru bir miktar zayıflama görülse de tam anlamıyla büyük bir stratosferik ısınma (SSW) veya rüzgâr tersine dönmesi öngörülmüyor. 60 °N enleminde (10 hPa seviyesinde) rüzgâr hızları 60 m/sn civarından 40–45 m/sn aralığına düşüp ardından tekrar toparlanma eğiliminde. Bu, kutup girdabının hafifçe zayıflayabileceğini, ancak büyük ölçüde dağılmayacağını gösteriyor.
Öte yandan MJO (Madden-Julian Osilasyonu) diyagramında da fazların genelde 3–4–5 aralığında kalacağı öngörülüyor. Bu fazlar, klasik olarak Türkiye üzerinde kış aylarında güçlü ve sürekli bir soğuk blokajı başlatan desenlerle daha az ilişkilidir (özellikle faz 7–8 veya 1 gibi NAO/AO’yu negatif tarafa itebilecek “soğuk senaryolar” burada belirgin değil).
Yine de kış sürecinde, tekil siklonik sistemler veya Akdeniz kökenli alçak basınçlarla kısa süreli ve yerel kar sürprizleri her zaman olabilir. Bu verilerle bakıldığında “Ocak başından itibaren İstanbul’da kesin yoğun kar yağacak” demek için henüz kuvvetli bir dayanak yok. Mevcut tahminler, en iyi ihtimalle aralıklı yağış ve soğuk ataklarının yaşanabileceğine; ama kapsamlı ve kalıcı bir kar soğuklarının (özellikle deniz seviyesi için) yılbaşından hemen sonra net şekilde öne çıkmadığına işaret ediyor.
Özetle, 1 Ocak 2025 ve takip eden günlerde İstanbul’da ve Türkiye genelinin büyük bölümünde kar olasılığı şu anki stratosfer verilerine göre orta-düşük bir sinyalle görünüyor.
Bu veriler (EP-akısı, dalga ısı akısı/EHF diyagramları, zonal rüzgâr değişimi vb.) stratosferik dalga etkisini biraz daha netleştiriyor. Özellikle 29 Aralık 2024 civarında orta ve yüksek enlemlerde stratosfere doğru “dalga itkisinin” (wave forcing) arttığını görüyoruz. Bu durum, kutup girdabını (polar vortex) kısa süreli de olsa zayıflatabilecek bir dalga aktivitesi anlamına gelebilir.
Ancak elimizdeki çizelgelerde kırmızı tonların hâlâ baskın olması (yani zonal rüzgârların pozitif, kuvvetli seyretmesi) ve EP-akısı diverjans konturlarının çoğunlukla “ılımlı” boyutta kalması, büyük çaplı bir ani stratosferik ısınma (SSW) veya rüzgâr yön değişikliği (örn. Doğuya dönme) tetiklenmesi için yeterli görünmüyor. Yani dalgalar, girdabı tamamen dağıtacak kadar güçlü değil.
Evet, stratosferde bir miktar dalga etkisi var; bu “kar sevenler” için kalbin bir parça daha hızlı atmasına sebep olabilir. Ancak bu ölçülü dalga aktivitesi, kutup girdabını dramatik biçimde parçalayacak gibi görünmüyor. Dolayısıyla, 1 Ocak 2025’ten itibaren beklenen tablo hâlâ “orta düzeyde soğuma sinyali, arada lokal kar ihtimalleri” şeklinde. İstanbul’un bembeyaz bir yılbaşı sabahına uyanması senaryosu içinse henüz veriler yeterince güçlü umutlar vadetmiyor.
Tabii kışın doğası gereği, modellerin çerçeveleyemediği bir “hava sahnesi sürprizi” mümkün olabilir. Ama şu andaki göstergelerle, “kar coşkusu”nu tetikleyecek o büyük dalga kırılmasını henüz göremiyoruz. Yeni veriler geldikçe her şey değişebilir; kış sürprizlerle dolu ama şimdilik tablo ılımlı bir soğuk eğilimiyle sınırlı.
Neticede AO/NAO ikilisi, kış boyunca soğukların Avrupa ve Türkiye’ye yönelmesinde kilit rol oynar. Her ikisinin de yılbaşında ve Ocak ayının ilk haftasında negatif banda doğru kayması, bize soğuk hava akışı için bir pencere açıldığını söylemekte. Ama yeterli midir?
Özetle, PNA ve EPO da “Kuzey Yarımküre dalga düzeninde” son hafta-aralıkta belirgin dalgalanmalar gösteriyor. Kuzey Amerika açısından bakıldığında daha aktif bir dalga paterni oluşuyor. Bu, Atlantik tarafında potansiyel blokajlar ve NAO/AO’yu etkileyebilecek bir zincir reaksiyona dönüşebilir.
Tüm bunlar bir araya geldiğinde, 1 Ocak 2025 ve civarı için Türkiye genelinde “kademeli soğuma ve zaman zaman lokal kar ihtimalleri” öne çıkıyor. Şimdilik İstanbul’da kesin ve kalıcı bir kar beklentisi senaryosunu doğrulayacak güçte sinyal yok. Fakat ocak ayı ilerledikçe (AO/NAO’nun negatifte kalmaya devam etmesi ve modellerdeki olası değişikliklerle) daha ciddi bir soğuk atak imkânı artabilir.
Kış sürprizlere açıktır; bu nedenle her yeni model güncellemesiyle tablo değişebilir. Ancak şu andaki ana fikir, “ılımlı soğuma kapısı açık, fakat henüz büyük bir kar fırtınası senaryosu verilerde net görünmüyor” şeklindedir.
Sarp, peki sen bu kışı bir kısa benzetecek olsan hangisi olabilir ? En şanslı zaman dilimi ne olur, İstanbul adına. Bu sene Şubattan mı daha çok umutlusun ?
Riskli soru
Ya hep ya hiç gibi duruyor. Yaşayıp göreceğiz
Bu kış için oldukça heyecanlıyım çünkü elimdeki verilere göre, kar yağışsız geçen bir kışın ardından ümit verici sinyaller alıyorum. ECMWF mevsimsel basınç anomalisi haritalarını incelediğimde, Şubat 2025’te Avrupa genelinde alçak basınç sistemlerinin hakim olduğunu görüyorum. Bu tür sistemler, genellikle Karadeniz gibi bölgelerde kar yağışlarını destekleyen atmosferik şartlar yaratır. Yani, kışın ilerleyen aylarında özellikle Doğu Marmara -Karadeniz Bölgesinde kar yağışı beklentisi oldukça yüksek.
QBO grafiği ise hava sirkülasyonlarını anlamamızı sağlıyor. Şu anda QBO, batılı fazda ilerliyor, bu da kutup vorteksinin güçlü kalma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ama bu, soğuk hava kütlelerinin her zaman kutuplarda kalacağı anlamına gelmez. Ara sıra, kuzeyden gelen soğuk hava dalgaları Türkiye’ye kadar inebilir ve bu da kar yağışlarını daha olası kılar. Özellikle Ocak ve Şubat aylarında bu tür dalgalarla karşılaşmamız çok muhtemel.
Bir diğer önemli veri de Arktik Osilasyonu (AO). AO değerlerinin nötr ya da hafif negatif olması, soğuk havanın kuzeyden aşağıya inmesine izin verebilir. Bu da tam anlamıyla o özlenen kar yağışlarını beraberinde getirebilir. Karadeniz kıyıları için bu durum oldukça sevindirici. Kar yağışı sadece hava sıcaklıklarını düşürmekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki su kaynaklarını da destekler.
Özetle, bu kış Türkiye’de aşırı sert bir kış beklenmiyor ama zaman zaman soğuk hava dalgalarıyla etkileyici kar yağışları yaşanabilir. Özellikle Karadeniz , Doğu Marmara ve Doğu Anadolu’da kar sevenleri sevindirecek gelişmeler olabilir.
Sarp Özdoğan hocam , tahmininiz halen geçerli mi? 2. 3. hafta da sistem bekliyor musunuz ve tahmini yazdığınız günkü gibi mi bekliyorsunuz gücünü. selamlar
Karışık şuan. Biraz netlik kazanınca bahsedeceğim tekrar
Yağış için gece saatleri , örtü için sabah erken saatler gitmek mantıklı.
Sarp Özdoğan hala Şubat 2.hafta ciddi sistem bekliyor musun ? Bütün kötü izlenim gider mi kışın geri kalanın da ne dersin ?
Ben bölge belirsiz olmak ile birlikte soğuğu yeterli bir sistem beklemeyi yanlış bulmuyorum. Şartlar ziyadesi ile uygun. İzleyip göreceğiz.
Vay be bir eleştiri yaptık gelen söylemlere bak. Pusuda yatmış hepsi 😀
Ben üyeyim ve burada faal bulunmuyorum. Tahmin blogumda yok yazayım. Bu işlerdende anlarım. Bana laf vurmayı bırakın.
UsTaD sende bana oradan tehdit savurma. Ben elestri yaptım diye karşında çocuk varmış gibi kürek kafana vururum deme hakkını kim verdi sana. Biraz üstad gibi davran. Beni tehdit etme. Ben giderim hiç sıkıntı değil, kaybeden ben olmam.
Ben kişileri eleştirim. Doğruya doğru yanlışa yanlış. Eleştiri kişiyi geliştirir. Kusura bakmayın saksakciligi da sevmem.
Sıkıntı yok eleştiri yapabilirsiniz. Lakin burdaki insanlar sizi diğer platformlardan da tanıyor olabilirler. Önceden benim ile ilgili yazdığınız şeyler pek hoş değildi yapıcı davranmıyordunuz. Bu yüzden insanlar eleştirinizin samimiyetine inanmıyor olabilir.
Sarp kış tahmininde kışın ilk yarısı iyi, 2.yarısı kötü dedi. Öyle olmadı. Şimdi de Şubattan ümitli. Buna da bakacağız artık.
öyle bir yorumum yok ?
Yok be ne bırakması. Hatta yarın üstadlarla toplantımız var, sistemi inceleyeceğiz
Süper sevindim
Burada da yazın bilgilendirin bizi. Sevindim valla abi sizi gördüğüme burada. Bayadır burada yazarım sizi de görmekten mutluluk duyarız..
Hoşbulduk Sarpcığım. Buradaki Sistemci Sedat ağabeyiniz mi bu arada ?
Yok abi değil. Hobiyi bıraktınız sanıyordum ben sizi görünce şaşırdım.
Efendim kardeşim ?
Sen misin diye merak ettim abi. Hoşgeldin ![]()
Sarp Özdoğan eline emeğine sağlık bu bilgilendirme için. Peki neden belirli bir saatten sonra tutarsız olduklarını bildikleri halde süreyi bu kadar uzun tutuyorlar? Misal ecmwf 10 gün değilde 6 gün olabilir keza gfs de 6-7 gün olabilir
Bilimsel araştırma , eğitim gibi konularda ilerleme kaydetmek için olabilir
Batı bölgelere 2003 Şubat ayını verdi Gfs. Ayrıca yer sıcaklıkları da Sibirya destekli gözüküyor. Kar konusunda sıkıntı çıkarmaz bu sinoptikler.
Berkan abi ?
Modeller neden tutarsız ? , Neden bir günü bir gününü tutmuyor ? , Bölgesel olarak özellikle bu sene coğrafyamızda karşılaştığımız bu durumdan teknik olarak nelerin sebep olduğundan bahsedeceğim size. Böylelikle farklı platformlarda rastladığımız "Alaylı" meteoroloji ordinaryuslarına ne derece itibar etmemiz gerektiğini anlayacağız. İyi okumalar ![]()
Meteorolojik tahmin modelleri, hava durumunu tahmin etmek için kullanılan karmaşık bilgisayar simülasyonlarıdır. GFS (Global Forecast System), ECMWF (European Centre for Medium-Range Weather Forecasts) ve ICON (Integrated Forecast System) gibi modeller, atmosferin durumunu anlamak ve gelecekteki hava koşullarını tahmin etmek için kullanılır. Bu modellerin bölgesel olarak tutarsız olmasının ve neden her gün değişkenlik gösterdiğinin çeşitli nedenleri vardır. İşte bu durumun bazı teknik açıklamaları:
**Başlangıç Koşullarının Hassasiyeti:** Meteorolojik tahmin modelleri, başlangıç koşullarına son derece duyarlıdır. Bu, atmosferin mevcut durumunun modelin doğruluğunu büyük ölçüde etkilediği anlamına gelir. Atmosferdeki küçük değişiklikler bile, özellikle uzun vadeli tahminlerde, büyük sonuçlar doğurabilir. Bu, "kaos teorisi" veya "kelebek etkisi" olarak bilinir.
**Model Çözünürlüğü ve Parametreleştirme:** Modeller, gerçek dünyanın bir yaklaşımıdır ve her meteorolojik olayı tam olarak yakalayamazlar. Model çözünürlüğü, modelin ayrıntı düzeyini belirler. Daha yüksek çözünürlüklü modeller, daha küçük ölçekli hava olaylarını daha iyi yakalayabilir, ancak daha fazla hesaplama gücü gerektirir. Ayrıca, bazı atmosferik süreçler (bulut oluşumu, yağış, rüzgarlar vb.) modellerde parametreleştirilir, yani basitleştirilmiş matematiksel formüllerle temsil edilir. Bu parametreleştirmeler her zaman gerçek dünya koşullarını tam olarak yansıtamaz.
**Veri Girdilerinin Kalitesi ve Kapsamı:** Tahmin modelleri, uydu verileri, hava durumu balonları, radar ve yüzey gözlemleri gibi çeşitli kaynaklardan gelen verilere dayanır. Bu verilerin eksikliği veya düşük kalitesi, model çıktılarının doğruluğunu etkileyebilir. Özellikle uzak veya az gözlemlenen bölgelerde veri eksikliği, model tahminlerinin doğruluğunu azaltabilir.
**Fiziksel Süreçlerin Karmaşıklığı:** Atmosfer, oldukça karmaşık ve sürekli değişen bir sistemdir. Bu karmaşıklık, modellemeyi zorlaştırır. Atmosferik dinamikler, kimyasal süreçler ve okyanus-atmosfer etkileşimleri gibi faktörler, model tahminlerinin değişken olmasına neden olur.
**Bölgesel Özellikler:** Coğrafi özellikler (dağlar, okyanuslar, ormanlar vb.) ve yerel iklim koşulları, hava durumunu önemli ölçüde etkileyebilir. Modeller, bu bölgesel özellikleri ve yerel etkileri her zaman tam olarak hesaba katamaz. Özellikle karmaşık coğrafyalarda, modellerin doğruluğu sınırlı olabilir.
**Model Güncellemeleri ve Yenilikler:** Meteorolojik modeller sürekli geliştirilmektedir. Yeni bilimsel bulgular, algoritmaların güncellenmesi ve daha iyi hesaplama tekniklerinin kullanımı, model çıktılarını zaman içinde değiştirebilir.
Sonuç olarak, GFS, ECMWF ve ICON gibi meteorolojik tahmin modelleri, atmosferin son derece karmaşık ve sürekli değişen doğasını temsil etmeye çalışırken, başlangıç koşullarının hassasiyeti, model çözünürlüğü, veri kalitesi, atmosferin karmaşıklığı ve bölgesel özellikler gibi bir dizi zorlukla karşı karşıyadır. Bu faktörler, modellerin bölgesel olarak tutarsız olmasına ve her gün değişkenlik göstermesine neden olur.