ISLAM-İMAN-İLMİHAL KONULARI

Tahmin ve Bölge Konularına Erişebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.

  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم


    Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adıyla


    Buradan elimden geldiği kadarıyla önemli islami bilgiler paylaşacağım soruda sorabilirsiniz.

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • @CaN HeYeCaN Eyvallah Müdürüm tşk ederim.

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • bismillahirrahmanirrahim diyrek konu hayırlı olsun. yeni rütbenizde.

  • @Snow Day ve @Ahmet Karacan tşk ederim Sayın modlarım Allah muvaffak eylesin.

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • ALLAH razı olsun @UsTaD

    TT SİNAN NN sound of the air........

  • @ISSIZ ADAM Eyvallah kardeşim tşk ederim.

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • @SiNaN ReiZ Allah hepimizden razı olsun

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    ‘On şey fıtrattandır:
    1) Bıyıkları kısaltmak,
    2) Sakalı salıvermek,
    3) Misvak kullanmak,
    4) (Abdest alırken) Buruna su çekmek sonra onu burundan çıkarmak,
    5) Tırnakları kesmek,
    6) Parmak mafsallarını yıkamak,
    7) Koltuk altı kıllarını yolmak,
    8) Etek tıraşı yapmak,
    9) Küçük abdest ve büyük abdest mahallerini yıkamaktır’ buyurdu.
    Ravi Zekeriyya dedi ki:
    Musab, Onuncuyu unuttum, ancak o, ağzı çalkalamak olabilir dedi...”
    Müslim 261/56

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor: Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün, cuma günüdür. (Çünkü ilk insan) Adem o gün yaratıldı, o gün cennete kondu, o gün dünyaya indirildi, o gün tevbesi kabul edildi, o gün öldü ve kıyâmet o gün kopacaktır. (Müslim – Tirmizî – Nesâî)
    Allah (c.c.) cumartesi gününü Hz. Mûsa’ya, pazar gününü Hz. İsa’ya ve haftanın en faziletli günü olan cumayı da Son Peygamber Hz. Muhammed’e kutsal kıldı. Gerçi günahsız geçen her gün kutsaldır ama cuma gününün farklı özellikleri vardır;
    Hz. Âdem cuma günü yaratıldı: Yeryüzünün halifesi ve cennetin adayı olan ilk insan, cuma günü yaratıldı ve evrendeki canlılar âlemine katıldı.


    Cuma günü cennete kondu: Gerçekte ruhsal ve duygusal açıdan cennetteki yaşam koşullarına göre yaratılan Hz. Âdem, önce öz vatanı olan cennete kondu ki, cennetin güzelliği bilinçaltına yerleşsin de geçici dünya hayâtına aldanmasın.
    Cuma günü dünyaya indirildi: Hz. Âdem ile Hz. Havva dünyaya geri gönderilmeyip sürekli orada yaşasalardı, cennette üreme olmadığından evrendeki insan sayısı iki kişi ile sınırlı kalacak ve o güzelim cennet boş kalıp, anlamsız olacaktı.
    Cuma günü tevbesi kabul olundu: Yasaklanmış meyveyi yediği için dünyaya sürgün olarak gönderilen Hz. Adem, sürekli ağladı ve cuma günü icâbet saatinde tevbesi kabul olundu. Hz. Âdem cuma günü öldü: Bin yıl kadar bu dünyanın kahrını çeken ve cennet özlemi ile yanan Hz. Âdem, cuma günü âhiret âlemine göçerken ardından kırk bini aşkın evlât ve torunlar bıraktı.
    Cuma günü kıyâmet kopacak: Ölüm ve kıyâmet sözcükleri kulaklarımıza pek hoş gelmese de gerçekte ikisi de mü’minler için İlâhi bir lütuftur. Çünkü ölüm yaşlılıktan, hastalıktan bunalan ve toplumdan dışlanan insanları dünya zindanından kurtarıp Berzah âlemine kavuşturur. Kıyâmet olayı da Berzah âlemindeki mü’minleri öz vatanları olan cennete ve Cemâlullah’a kavuşturur.
    Peygamberimiz ([b]Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
    Cuma günü ya da cuma gecesi ölen müslümanı, Allah kabir fitnesinden korur.(Tirmizî)
    Cuma günü ya da cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) ölen ve cuma günü kabre gömülen müslüman, kabir fitnesinden yani Münker ve Nekîr meleklerinin aşırı sorgulamasından ve kabir azabından korunur. Cuma günü ya da cuma gecesi ölen müslümanlar, bazı imtiyazlara ve mânevî avantajlara kavuştukları gibi, cuma günü ve cuma gecelerini ibâdetle geçiren ve hayırlar yapan müslümanlar da kuşkusuz daha fazla imtiyazlara ve daha fazla mânevî avantajlara (sevaplara) kavuşurlar.
    Bu nedenle perşembe günü güneşin batışı (akşam ezanı) ile başlayan cuma gecelerini ve tanyerinin ağarması (imsak vakti) ile başlayan mübarek cuma günlerini değerlendirmeye özen gösterelim.
    Peygamberimiz ([Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
    Onda (Cuma gününde) bir an vardır ki eğer bir müslüman namaz kılarken (ibâdet ederken) o vakte rastlar ve Allah’tan bir şey isterse onun dileğini kuşkusuz verir. (Buhârî – Müslim)


    Cuma gününde bir zaman birimi vardır, ona icâbet saati (duaların kabul edildiği vakit) denir.
    Hz. Âdem’in tevbesi cuma günü icâbet saatinde kabul edildiği gibi icâbet saatinde tevbe edenlerin tevbeleri, dua edenlerin duaları ve ibâdet edenlerin ibâdetleri kabul edilir.
    Hastası olanlar, gönlü daralanlar, işi bozulanlar, borcu olanlar, eşinden şikâyeti olanlar ve evinde huzuru olmayanlar, cuma günü icâbet saatinde dua edip salâvât getirsinler ve Allah’a yalvarsınlar.
    Peki, icâbet saati ne zaman?
    İcâbet saatinin cuma gününün hangi vaktinde olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hadis-i şerîfinde şöyle buyuruyor:
    O (icâbet saati) imamın minbere oturduğu andan, namazın kılındığı vakte kadardır(Müslim)
    Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
    Kuşkusuz en faziletli gününüz, cuma günüdür. Bu nedenle o gün bana çok salâtü selâm getiriniz. Çünkü sizin salâtü selâmınız bana ulaştırılır. (Ebû Dâvûd – İbni Mâce – Nesâî)
    Cuma günleri müslümanların haftalık bayramı ve resmi tatil günüdür. Bazı ülkelerde bu kural uygulanmasa da hüküm değişmeyeceğinden, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan müslümanlar cuma günlerini bayram olarak algılamalı, hediyeleşmeli ve birbirlerini tebrik etmelidirler.


    Gecemiz Mübarek olsun.

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)

  • 195- Cumanın bir kimseye farz olabilmesi için, onda şu altı şartın bulunması şarttır:
    1) Erkek olmak: Bunun için cuma namazı erkeklere farzdır, kadınlara farz değildir.
    2) Hürriyet: Bu bakımdan cuma namazı kölelere farz değildir. Bir sözleşmeye bağlı olarak kısmen hür olan (mükateb gibi) kölelere farzdır.
    3) İkamet: Dinî hüküm bakımından misafir (yolcu) sayılan kimselere cuma namazı farz değildir. Sefer ve misafirlik bahsine bakılsın.
    4) Sıhhat: Hasta olduğundan cuma namazına çıktığı takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından korkan kimseye cuma namazı farz değildir. Yürümeye takati olmayan çok yaşlı kimseler de bu hükümdedirler. Hasta bakıcısı da böyledir, eğer camiye gidince hastanın zarar göreceğinden korkuyorsa, ona da cuma farz olmaz.
    5) Gözlerin sağlıklı olması: Onun için gözleri kör olanlara cuma namazı farz değildir. Böyle körleri camiye götürüp getirecek kimseleri olsa da, İmamı Azam'a göre yine ona cuma farz olmaz. Fakat iki imama göre, her iki gözü görmeyen kimseyi camiye götürüp getirecek bir adam varsa, o zaman böyle körlere de cuma farz olur.
    6) Ayakların sağlıklı olması: Kötürüm veya ayakları kesilmiş olan kimselere cuma namazı farz değildir. Kendilerini yüklenecek kimseleri bulunsa da hüküm aynıdır.
    Düşman korkusu, şiddetli yağmur, fazla çamur ve benzeri engeller de, cuma namazına gidilmemesini mubah kılan özürlerdendir.
    Bununla beraber bu altı şartı taşımayan kimseye her ne kadar cuma namazı farz değilse de, gidip cuma namazını kılacak olsa, vaktin farzını yerine getirmiş olur. Kadınların veya âmâ ve benzeri özrü olan kimselerin cuma namazını kılmaları gibi. Artık bunlar o günün öğle namazını ayrıca kılmakla yükümlü değillerdir.


    Ömer Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihali

    "Rıza yolunda biraz cefâ gördük diye, Rahmâna naz mı edeceğiz?" - Musab bin Ûmeyr (R.a)