• Resmi Gönderi

    İlk paragraf analizin özeti ve beklentimi içerir. Verilerin analizi bundan sonraki paragraflarda detaylıca anlatılmıştır..

    1-10 Şubat: Şubat başında stratosfer kaynaklı anomali ve tropikal dalgalar etkisini gösterebilir. Ocak sonunda gerçekleşen stratosferik ısınmanın (~30 Ocak civarı) troposfere yansımasıyla Grönland ve İskandinavya civarında blokaj güçlenebilir. Bu, ülkemizin kuzeyine kuzey-kuzeydoğu akışı ile yeni bir soğuk hava dalgası getirebilir. İlk hafta (1-7 Şubat) içinde Marmara ve Batı Karadeniz’de geniş alanlı kar yağışları görülebilir. Özellikle soğuk hava ile Akdeniz üzerinden gelecek nemli sistemlerin karşılaşması durumunda, cephe tipi kar yağışları oluşabilir. Şubat’ın ilk yarısında birden fazla kar olayı oluşma ihtimali vardır. Bu periyotta İstanbul dahil kıyı kesimlerde bile en az bir adet anlamlı (örtü bırakabilen) kar yağışı yaşanması olası gözükmektedir.

    11-29 Şubat: Şubat ortası ve sonu, atmosferik dinamiklerdeki belirsizliğin arttığı dönemdir. Mevcut öngörüler, Şubat’ın ikinci yarısında Kuzey Yarımküre’de kutup girdabının yeniden toparlanabileceğini, buna bağlı olarak Arktik Salınımı (AO) ve Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) indekslerinin nötr veya pozitif faza geçebileceğini gösteriyor. Bu senaryoda şubat ortasından sonra Marmara’da daha ılıman ve yağmurlu bir hava hakim olabilir. Ancak, başka bir senaryoya göre Ocak sonundaki stratosferik ısınma tam bir Ani Stratosfer Isınması (SSW) olayına dönüşür ve etkisi birkaç hafta gecikmeli olarak troposfere yansırsa, Şubat ortası veya sonuna doğru ikinci bir güçlü kutupsal atak tetiklenebilir. Bu durumda ayın ilerleyen günlerinde de kar ihtimali yeniden artacaktır. Özellikle Sibirya yüksek basıncı kalıcı olursa ve Afrika üzerinden gelen nemli hava akımlarıyla Türkiye üzerinde çatışırsa, Şubat ayı boyunca geniş çaplı kar yağışları devam edebilir. Kısacası, Şubat’ın ikinci yarısı için tahmin ikili senaryoya bağlıdır: Ya polar vortex güçlenip kışı yumuşatacak, ya da ikinci bir SSW senaryosuyla kış pençesini geç bırakacaktır.

    11–17 Şubat: orta seviye, daha çok “alçak basınç yolu”na bağlı ,18–24 Şubat: zayıflayan ama bitmeyen fırsatlar , 25–29 Şubat: düşük-orta; belirsizlik yüksek.


    Dinamikler: Stratosfer-Troposfer Bağlantıları

    Şekil 1: ECMWF modelinin 240 saatlik tahmininde (30 Ocak 2026 civarı) dikey EP-akısı ve rüzgâr değişimi. Oklar, troposferden stratosfere doğru taşınan dalga etkinliğini gösteriyor; mavi tonlar ise 60-70°N enlemlerinde batılı (batıdan doğuya) rüzgârların yavaşladığını (negatif ivmelenme) belirtmekte. Bu, stratosferde bir ısınma ve kutup girdabında zayıflama işaretidir.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    Ocak ayının ikinci yarısında stratosfer ve troposfer arasındaki etkileşimler, bölgedeki kış koşullarını şekillendiren temel faktör olacaktır. Ocak ortasında başlayan bir Stratosferik Isınma dalgası, kutup girdabını (Polar Vortex) önce gerip deformasyona uğrattı; devamında Ocak sonuna doğru ikinci bir dalga ile girdabın iyice zayıflaması ve atmosfer genelinde büyük ölçekli bir değişim bekleniyor. Yukarıdaki EP-akısı diyagramı, troposferik dalgaların stratosfere güçlü taşınımını ve bunun sonucunda 10-1 hPa seviyelerinde rüzgârları yavaşlatıp yönünü değiştirebilecek bir kuvvet uyguladığını gösteriyor. Bu süreç bir Ani Stratosferik Isınma (SSW) olayı ile sonuçlanabilir. Nitekim, stratosferik kutup girdabındaki bu bozulma, soğuk hava kutuplarda kilitli kalmak yerine orta enlemlere yayılmasına yol açarak kış şartlarını belirgin şekilde sertleştirebilir.


    Şekil 2: 60°K enlemde 10 hPa zonal rüzgar (batı rüzgarı) hızının GFS ensemble tarafından 21 Ocak 2026 başlangıçlı tahmini. Siyah eğri tarihsel ortalamayı, yeşil gölgeler güncel ensemble üyelerini, kırmızı/blue çizgiler ise önceki kışın analizini temsil ediyor. Geç Ocak ve Şubat başında rüzgar hızının sıfıra yaklaşarak yön değiştirme (negatif değerler) eğilimi, stratosferik sirkülasyonun tersine dönebileceğini gösteriyor.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    Yukarıdaki 10 hPa rüzgâr zaman serisi, 60°K enlemindeki stratosferik jet akımının Ocak sonundan itibaren belirgin biçimde zayıflayarak Şubat başında negatif değerlere (doğudan esen rüzgâra) inebileceğini ortaya koyuyor. Bu, kutup gece jetinin tersine dönmesi anlamına gelir ki tam gelişirse resmi olarak bir SSW olarak tanımlanacaktır. Geçmiş veriler ışığında, QBO (Küresel Salınım) da şu an negatif (doğulu) fazda seyretmektedir. Literatürde, Doğulu QBO evresinin stratosferik ısınma ve kutup girdabı bozulmaları için elverişli bir ortam yarattığı bilinmektedir. Bu kış tam da böyle bir senaryonun gerçekleştiği görülüyor: Tropopoz üzerine çıkan güçlü dalgalar ve QBO’nun etkisi, Ocak ortasında “minör” bir ısınma yaratıp girdabı gerdi; şimdi Ocak sonu-Şubat başında ise belki de “majör” bir ısınmayla girdabın tam kırılmasına yol açabilir. Sonuçta, stratosfer-troposfer bağlantısı sayesinde yüksek enlemlerde oluşan bu anomali birkaç hafta içinde yere (troposfere) inmeye başlayacak. Bunun ilk belirtisi, Arktik Osilasyonun (AO) kalıcı negatif faza geçişi ve kutup çevresinde yüksek basınç blokajlarının oluşmasıdır. Nitekim Ocak ikinci yarısında AO endeksi negatif seyretmeye başlamış durumdadır (bkz. Şekil 3) ve bu durumun en azından Şubat başına kadar sürmesi beklenir. Stratosferik ısınmanın tam kuvvetiyle aşağıya inmesi durumunda ise AO/NAO negatif fazının Şubat ortalarına dek uzaması, dolayısıyla soğuk hava dalgalarının tekrarlaması mümkündür. Özetle, “yukarıdaki” gelişmeler Marmara ve Batı Karadeniz’de kış koşullarını sertleştirecek yönde sinyal veriyor.

    Madden-Julian Osilasyonu ve Tropikal Etkiler

    Kış döneminde tropikal dalgalanmalar da (özellikle Madden-Julian Osilasyonu, MJO) orta enlem hava durumunu etkileme potansiyeline sahiptir. Ocak ayının ilk yarısında MJO sinyali faz 6-7 (Batı Pasifik) bölgesinde orta kuvvetteydi. Ocak 3. haftasından itibaren modeller bu dalganın doğuya, yani Pasifik üzerinden Amerika kıtasına doğru ilerleyeceğini ve sinyalin güçleneceğini öngörüyor. Bu durum, MJO’nun faz 8-1 aralığına geçeceğini ima eder ki bu fazlar Kuzey Yarımküre’de genellikle yüksek enlemlerde blokaj oluşumunu ve jet akımında dalgalanmaları teşvik eder. Nitekim iklim modelleri, MJO’nun bu ilerleyişi nedeniyle Şubat’ın ilk haftasında AO’nun negatif kalmaya devam edeceği görüşünde birleşmiş durumdalar. Özetle, tropikal atmosfere ait bu salınım, kışın bu döneminde uzun dalga dağılımını etkileyerek soğuk havanın daha güney enlemlere inmesine dolaylı katkı yapabilir.

    Tropikal okyanus koşulları bağlamında, zayıf La Niña şartlarının sürdüğünü not edelim. La Niña’ya özgü olarak Maritim Kıta civarında (Endonezya çevresi) konvektif faaliyet canlı iken, Pasifik’in orta ve doğu kesimlerinde bastırılmış durumdadır. Bu desen, küresel atmosferik açısal momentum (AAM) üzerinde düşürücü etki yaparak jet akımlarının dalgalı (meridyenel) formuna zemin hazırlıyor. Gerçekten de, La Niña kışlarında stratosfere yükselen dalga etkinliğinin arttığı ve SSW ihtimalinin yükseldiği bilinir. Bu kış da benzer şekilde, tropikal-kuvvetli dalgaların kuzey yarımküre jet akımını sık sık bükerek bir yandan Kuzey Amerika’da diğer yandan Avrupa-Asya hattında meridyenel salınımları artırdığı gözleniyor. Sonuç olarak, MJO’nun güncel faz evrimi ve tropikal-Pasifik koşulları birleşerek, Şubat başında gözlenecek atmosferik desenin bir parçası haline geliyor. Bu etkileşim Marmara ve Batı Karadeniz açısından, düzenli aralıklarla gelen soğuk ataklarının arkasındaki küresel ölçekli etmenlerden biri olacaktır.


    (AO, NAO, PNA, WPO) ve Senaryolar


    Şekil 3: ECMWF ansambıl tahminine göre Arktik Osilasyon (AO) endeksinin 21 Ocak 2026 başlangıçlı 15 günlük projeksiyonu. Ortalamada AO endeksi Ocak sonunda -4 civarına iniyor, Şubat başından itibaren ise yavaşça yükselerek nötr seviyelere yaklaşıyor. Renkli bantlar ansambıl üyelerinin yayılımını, koyu çizgiler kontrol ve ortalama değerleri gösterir.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    Arktik Osilasyon (AO) ve Kuzey Atlantik Osilasyonu (NAO), yüksek enlem blokajlarının ve orta enlem dalga paternlerinin niceliksel bir göstergesi olarak, önümüzdeki dönemde kar potansiyelini değerlendirmede kritik rol oynuyor. Yukarıdaki grafikten de görüleceği üzere AO endeksi halihazırda güçlü şekilde negatif fazda seyrediyor (~-3) ve Ocak’ın sonuna dek -4 civarında kalacağı, ardından Şubat başında kademeli olarak zayıflayacağı öngörülüyor. NAO endeksi de benzer şekilde Ocak sonunda negatif (örneğin -2 civarı) olup Şubat içinde nötre doğru yükseliş trendine girebilir. Bu projeksiyon, kısa vadede (önümüzdeki 7-10 gün) belirgin bir blokaj rejiminin (Grönland civarında yüksek basınç, Avrupa üzerinde alçak basınç) devam edeceğini ancak Şubat’ın ikinci haftasından itibaren Atlantik’teki desenin normale dönebileceğini gösteriyor. Nitekim Ocak ikinci yarısında model ansambılları, Grönland üzerinde belirgin yüksek basınç anomalileri ve orta enlemlerde alçak basınç anomalileri ile klasik negatif NAO paternini destekliyor. Bu durum Avrupa’ya soğuk hava sarkmasını kolaylaştıracak bir hava yolu (“Açık koridor”) oluşturmuş durumda. İlerleyen haftalarda AO/NAO’nun nötrleşmesi halinde ise Atlantik üzerinden tekrar batılı (zonal) akışın ağırlık kazanıp kar yağışı ihtimalini azaltacak bir senaryoya geçilebilir.

    Öte yandan, Pasifik Kuzeyi Osilasyonu (WPO) ve Pasifik Kuzey Amerika Osilasyonu (PNA) gibi daha az bilinen telekoneksiyonlar da bu kış dikkat çekici değişimler sergiliyor. Model tahminlerine göre WPO endeksi Ocak sonunda -2 ile -3 aralığında oldukça negatif değerler alacak, ardından Şubat ortasına doğru zayıflayarak sıfıra yaklaşacak. Negatif WPO, Bering Denizi ve Aleut Adaları civarında alışılmadık kuvvette bir yüksek basınç (sıcak hava dalgası) anlamına gelir; bu da atmosfer dalgalarının oradan yükselip doğuya yönelmesine neden olur. Sonuçlarından biri, Kuzey Amerika’nın batısında bir üst seviye sırt (ridge) gelişmesi ve PNA’nın pozitif faza geçmesidir. Nitekim PNA endeksi tahminleri de Ocak sonundaki hafif negatif değerlerden hızla yükselerek Şubat başında +1 ila +2 seviyelerine çıkılacağını gösteriyor. Pozitif PNA, ABD’nin batısında kuvvetli bir yüksek basınç ve doğusunda derin bir alçak basınç ile karakterize klasik kış desenidir. Bu desenin uzantısı olarak Atlas Okyanusu üzerinden Avrupa’ya kadar uzanan dalgalı bir jet akımı ortaya çıkabilir. Özetle, Pasifik cephesindeki bu indeks değişimleri, atmosferin dalga yapısını güçlendirerek Kuzey Yarımküre genelinde meridyenel akışları destekliyor. Bunun Türkiye’ye yansıması, Atlantik’ten Akdeniz’e kadar uzanan dalga boyunun bizim enlemlerimizde bir çukur (trough) ile sonuçlanma eğilimidir. Zaten Ocak sonu – Şubat başı için projeksiyonlarda tam da bu görülmektedir: Avrupa üzerinde uzun dalga boylu bir trough ve buna bağlı soğuk hava. İlerleyen dönemde eğer PNA yüksek (pozitif) kalmaya ve WPO negatif seyretmeye devam ederse, blokaj düzeni daha uzun süre devam edebilir. Ancak PNA’nın tekrar nötr ya da negatif tarafa inip, WPO’nun pozitifleşmesi (Aleutian alçak basıncının güçlenmesi) durumunda atmosferik dalga şiddeti azalabilir, bu da kış koşullarının yumuşamasına yol açacaktır. Bu nedenle, Şubat ayının ikinci yarısındaki kar ihtimali, bu indekslerin alacağı değerlere göre belirginleşecektir.

    Model Tahminleri ile Olası Kar Pencereleri

    Atmosferik parametrelerin gidişatı ve haftalık bazdaki modellere dayanarak, 25 Ocak – 29 Şubat 2026 arasındaki dönemde Marmara ve Batı Karadeniz için öne çıkan kar yağışı potansiyeli olan zaman aralıkları aşağıdaki şekilde özetlenebilir:


    Şekil 4: ECMWF ensemble ortalamasına göre 500 hPa yükseklik ve anomali haritası (27 Ocak 2026 için). Mavi tonlar normalden düşük geopotansiyel yüksekliklerini (soğuk hava ve alçak basınç), turuncu tonlar ise yükseklik anomalilerini (sıcak hava ve yüksek basınç) gösteriyor. 27 Ocak civarı Türkiye’nin batı ve kuzey bölgeleri üst seviyede belirgin bir alçak basınç (trough) ve soğuk hava anomalisi etkisine giriyor.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    Ocak sonu (25-31 Ocak): Yukarıdaki harita, Ocak’ın son haftasında bölgemize ulaşması muhtemel soğuk hava dalgasını göstermektedir. 25-28 Ocak civarında Balkanlar üzerinden inen bir üst seviye alçak basınç, Marmara bölgesinde şiddetli poyraz rüzgârları ile birlikte sıcaklıkları hızlıca düşürecektir. Bu dönemde Marmara Denizi ve Karadeniz üzerinden nem alan hava, kıyı kesimlerinde deniz etkisi kar (DEK) sağanaklarını tetikleyebilir. Özellikle Karadeniz’e kıyısı olan ilçelerde (örn. Karadeniz Ereğli, Zonguldak, Sinop hattı ve İstanbul’un Karadeniz kıyıları) kısa süreli fakat yoğun kar geçişleri beklenebilir. İstanbul dahil büyük kent merkezlerinde dahi bu tarihlerde hava sıcaklığının gece saatlerinde 0°C altına inmesiyle birlikte karla karışık yağmurun kara dönme ihtimali vardır. Ancak yağışın şekli büyük oranda rüzgâr yönüne ve soğuk havanın derinliğine bağlı olacaktır. Eğer alçak basınç Marmara Denizi üzerinden geçecek olursa, cephe kar yağışları şeklinde geniş alanı kaplayan bir kar yağışı görülebilir. Yok eğer sistem daha zayıf kalır ve soğuk yüksek basınç baskın olursa, özellikle 22-23 Ocak’ta yaşanmış olabilecek bir önceki sistemin ardından, soğuk ve kuru havanın etkisiyle kar yağışı daha çok yerel deniz etkisiyle sınırlı kalabilir. Yine de Ocak’ın son günleri bölgede yoğun kar sağanaklarına en açık dönemlerden biri olarak görünmektedir.


    Şekil 5: GFS ensemble ortalamasına göre 500 hPa yükseklik ve anomali haritası (2 Şubat 2026 için). Görüldüğü üzere, Şubat başında Batı Avrupa’dan doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir alçak basınç dalgası mevcut. Türkiye’nin büyük bölümü bu tarihte normalden düşük yükseklik (soğuk hava) anomalisine maruz kalıyor.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.


    • Şubat başı (1-10 Şubat): Modeller, Ocak sonundaki soğuk dalganın ardından çok kısa bir ara olabileceğini, ancak Şubat’ın hemen başında atmosferin yeniden ciddi bir meridyenel dalga üreteceğini gösteriyor. Yukarıdaki 2 Şubat tahmininde, Atlas Okyanusu’ndan Avrupa içlerine uzanan devasa bir trough’un ülkemize doğru yöneldiği görülüyor. Bu senaryoda, 1-7 Şubat haftası Marmara ve Batı Karadeniz için yeniden bir kar penceresi açacaktır. Ancak bu kez, Ocak sonundaki sistemden farklı olarak sadece soğuk hava değil, aynı zamanda güneyden gelen nemli hava da devreye girebilir. Stratosfer-troposfer etkileşiminin yarattığı blokajın devam etmesi ile, soğuk hava dalgası bu sefer bir Akdeniz siklonu oluşturabilir. Afrika üzerinden yükselen sıcak ve nemli hava kütlesi ile Balkanlar/Doğu Avrupa üzerinden inen soğuk hava kütlesinin Türkiye üzerinde karşılaşma ihtimali bulunmaktadır. Böyle bir senaryoda Marmara Bölgesi dâhil geniş bir alanda cephe sistemine bağlı sürekli kar yağışları görülebilir. Bu yağışlar DEK’lere kıyasla daha geniş alanlı ve uzun süreli olacağından, şehir merkezlerinde bile belli bir kar örtüsü oluşturma potansiyeline sahiptir. 5-8 Şubat arası, özellikle modellerin öngördüğü ikinci bir stratosferik dalgalanmanın (SSW) troposfere etkisinin hissedilmeye başlanacağı zaman dilimi olarak, en soğuk ve karlı senaryonun gerçekleşebileceği dönemdir. Bu günlerde İstanbul’da dahi kalıcı kar örtüsü oluşabilecek şiddette kar yağışları yaşanması sürpriz olmaz. Alternatif olarak, eğer stratosferik etkinin yansıması gecikir veya zayıflarsa, Şubat’ın ilk günlerinde hava daha ılımlı ve yağmur ağırlıklı seyredebilir. Ancak şu anki göstergeler, en azından Şubat’ın ilk haftasında bölgemizin yeni bir soğuk ataktan etkileneceği yönündedir.
    • Şubat ortası ve sonu (11-29 Şubat): Bu periyot için tahmin belirsizliği daha fazladır. Bazı orta vadeli haftalık modeller, Şubat ortasından itibaren polar girdabın toparlanacağını ve AO/NAO’nun pozitif tarafa geçeceğini, buna bağlı olarak da batı rüzgârlarının (zonal akışın) güçlenerek ılıman bir hava getireceğini öngörüyor. Örneğin, ECMWF’nin son 30 günlük ortalama MSLP (deniz seviyesine indirgenmiş basınç) anomali projeksiyonları, Şubat’ın büyük bölümünde Kuzey Kutbu üzerinde normalden yüksek basınç (sıcak renkte), ancak Orta enlemlerde (Avrupa-Rusya kuşağında) hafif negatif basınç anomalileri (soğuk renkte) göstermektedir. Bu, kağıt üzerinde negatif AO’ya karşılık gelse de, pratikte tropopoz altındaki güçlü bir yüksek basınç alanının kalmadığını ve alçak basınç alanlarının zayıf olduğunu, yani kış sistemlerinin sönümlendiğini ima edebilir. Bu senaryoya göre Şubat ortası-sonunda Marmara’da hava daha çok mevsim normalleri civarında seyreder, yağışlar daha çok yağmur şeklinde düşer ve kar ihtimali belirgin şekilde azalır.

    Öte yandan, farklı bir senaryoda Şubat’ın ortalarına doğru atmosfer ikinci bir blokaj atağına girebilir. Yukarıda tartışıldığı gibi, Ocak sonu gerçekleşen (veya gerçekleşecek olan) stratosferik ısınma eğer tam bir majör SSW halini alırsa, troposferdeki etkisi 2-3 hafta gecikmeli de olsa ortaya çıkabilir. Bu durumda Şubat’ın ortası ile sonu arasında, belki 15-20 Şubat haftasında, AO/NAO yeniden negatife döner ve Sibirya kökenli güçlü bir yüksek basınç bloğu Doğu Avrupa’da kurularak soğukları tekrar bölgeye yönlendirir. Böyle bir ikinci atak halinde, Marmara ve Batı Karadeniz kıyıları tekrar kar yağışlarına sahne olabilir. Özellikle, Atmosferik dalgaların durumuna göre Akdeniz’de yeni siklonlar gelişebilir ve Şubat’ın son haftası dahi geniş alanlı bir kar fırtınası getirebilir. Uzun vadeli (30-45 günlük) mevsimsel modeller bu konuda tutarsız: Örneğin Kanadalı CanSIPS Şubat 2026 için Türkiye üzerinde çok belirgin bir anomali göstermiyor, bu da ortalama şartların biraz üzerinde bir basınç ve normal civarı 500 hPa yükseklik öngördüğünü düşündürüyor. Bu durum, ikinci bir büyük atak olasılığını düşük bulduğuna işaret edebilir. Ancak mevsimsel modeller stratosferik olayların zamanlamasını yakalamakta zorlanabilir. Dolayısıyla Şubat ikinci yarısında kar ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil ancak daha düşük bir ihtimal diyebiliriz. Eğer olacaksa da muhtemelen ayın ortasındaki potansiyel bir soğuk salınım neticesinde olacaktır.

    Yüksek Rakım – Kıyı Ayrımı

    Marmara ve Batı Karadeniz’in kış karakteristiği, rakıma ve denize yakınlığa bağlı olarak keskin farklılıklar gösterir. Bu dönemde beklenen soğuk ataklar da bu farklılıkları ortaya koyacaktır. Yüksek rakımlı yerlerde (örneğin Uludağ, Kartalkaya, Ilgaz Dağı, Bolu Dağı gibi 1000 m üzeri kesimlerde) hava kütlesi kar sınırının epey altında soğuyacağından, yağış olması durumunda kar ihtimali hemen hemen kesindir ve kalıcı/derin kar örtüsü oluşacaktır. Zaten bölgedeki kayak merkezleri ve dağlık kesimler, bu periyotta muhtemelen kışın en yoğun kar yağışlarını alacaklar. Örneğin, Bolu Dağı çevresi ve Batı Karadeniz’in iç kesimleri bu kış en çok kar alması muhtemel yerler arasındadır. Yüksek geçitlerde (Bolu Dağı, Ilgaz vb.) ulaşımın aksaması, buzlanma ve kar birikimi gibi riskler oldukça yüksektir.

    Kıyı kesimleri ise deniz seviyesine yakın olmaları ve deniz suyu sıcaklığının ılıtıcı etkisi nedeniyle daha sınırda şartlar yaşayabilirler. Özellikle Karadeniz kıyılarında deniz suyu halen nispeten sıcaktır (10-12°C civarı). Bu durum DEK bulutlanmasını ve yağışını teşvik etse de, kıyı şeridinde 2 metre sıcaklığı çoğu zaman 0°C etrafında kalabilir. Dolayısıyla yoğun kar yağsa bile, karın yere düşer düşmez erimesi veya karla karışık yağmur (sulu sepken) şeklinde görülmesi olasıdır. Nitekim, Zonguldak’tan Rize’ye kadar uzanan sahil bandında bu kış yağış rekorları bile kırılsa, bunun önemli kısmı eriyen kar ya da karla karışık yağmur şeklinde olabilir. Marmara Denizi kıyıları (örneğin Tekirdağ, İstanbul’un sahil ilçeleri, Yalova vs.) için de benzer bir durum söz konusu: Sıcaklık çoğu senaryoda kritik eşik olan 0°C’nin biraz üzerinde kalıyor. Ancak ani yoğun yağış anlarında kısa süreliğine zeminde beyazlama görülebilir. Gece saatlerinde radyasyon kaybıyla sıcaklık düşerse kıyılarda da geçici beyaz örtü olasılığı vardır. Özellikle hava kütlesinin yeterince soğuk olduğu kuvvetli ataklarda (850 hPa’de -8°C ve altı çekirdekler geldiğinde), deniz etkisiyle sahillerde de yoğun kar yağışı görülebilir. Bu gibi durumlarda dahi, sahillerde yerel ısı adası etkisi ve deniz üzerinden gelen rüzgârın hafif ılıtıcı etkisi kar birikimini sınırlandırabilir. Sonuç olarak, yüksek rakımlar kesin kar alırken, kıyı kesimler “şartlı” kar alacaktır diyebiliriz. Sıcaklığın kritik eşiği aşması halinde kıyıda yağmur/karışık yağış görülürken aynı anda birkaç yüz metre yüksekte yoğun kar yağabilir.

    İstanbul için Özet Yorum

    İstanbul, hem coğrafi konumu hem de topoğrafyası nedeniyle kış sistemlerinden oldukça heterojen etkilenen bir megapoldür. 25 Ocak – 29 Şubat 2026 periyodunda İstanbul’da kar ihtimali, yukarıda belirtilen genel dönemlere paralel şekilde, özellikle Ocak sonu ve Şubat başı için öne çıkmaktadır. Bu zaman dilimlerinde şehrin bazı kesimlerinde anlamlı kar birikimi görülebilir.

    Öncelikle, İstanbul’un Avrupa Yakası ile Anadolu Yakası arasında kar dağılımı çoğunlukla hakim rüzgâr yönüne ve sistemin geliş rotasına bağlıdır. Balkanlar üzerinden gelen sistemlerde (rüzgâr kuzeybatı-karayel), soğuk hava Trakya yönünden girdiği için genellikle Avrupa Yakası daha şanslı olur. Özellikle kentin batı ve kuzey kesimleri (Çatalca, Arnavutköy civarı ve Kuzey Marmara/Boğaz hattı) bu tip durumlarda önce karı alır. Buna karşılık, Karadeniz üzerinden gelen doğu-kuzeydoğu akışlı sistemlerde (ör. bir Sibirya yüksek basıncı kökenli poyraz durumunda), Anadolu Yakası ve özellikle Boğaz çevresi daha yoğun deniz etkisi kar alır. Bu kış, atmosferik basınç dizilimlerinin İstanbul için “Açık Avrupa Koridoru” denilen (yani sistemlerin İtalya yerine Balkanlar-Ukrayna üzerinden gelmesine yol açan) bir yapıya meyilli olduğu belirtiliyor. Bu da İstanbul için kar açısından avantajlı bir durumdur.

    Kentsel ısı adası etkisi, İstanbul şehir merkezinde karın tutmasını geciktirici bir faktördür. Yoğun yapılaşma ve insan faaliyetleri nedeniyle şehir içi sıcaklıklar çevre kırsal alanlardan birkaç derece daha yüksek olabiliyor. Bu nedenle, hafif ve sınırdaki kar yağışları genelde şehir merkezinde tutmazken, kentin kenar semtlerinde veya yüksekçe bölgelerinde (örn. Çamlıca Tepesi, Bahçeşehir, Aydos çevresi gibi) beyaz örtü bırakabilir. Ancak, model tahminlerinde görülen daha şiddetli soğuk çekirdekler gelirse, bu etkiyi dengeleyecek ölçüde soğuma yaşanabilir. Özellikle Ocak sonunda veya Şubat başındaki güçlü ataklardan birinde İstanbul’un genelinde (her iki yakada) 5-10 cm civarı bir kar birikimi oluşması sürpriz olmayacaktır. Mevcut öngörüler, bu kış İstanbul için en az bir adet böyle örtü yapacak (akümüle olacak) sistem olasılığının yüksek olduğunu, ayrıca birkaç adet de daha zayıf “havada kar” görünecek sistem geçişi yaşanabileceğini gösteriyor. Bu zaman dilimlerinde ulaşımda aksamalar, özellikle üçüncü köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu civarında yoğun tipi şartları, şehir içinde görüş mesafesinde azalma gibi olumsuzluklara karşı hazırlıklı olunmalıdır.

    Sonuç olarak, İstanbul Ocak 25 – Şubat 29 arasında kışın en canlı dönemine giriyor. Büyük resimde Arktik kaynaklı soğuklar ve Atlantik blokajı işbirliğiyle uzun zamandır özlenen dengeli bir kış senaryosu mümkün görünüyor. Elbette, hava tahmininde kesinlik yoktur; ancak verilerin işaret ettiği yönde, İstanbul başta olmak üzere Marmara ve Batı Karadeniz kıyıları aralıklı fakat etkili kar yağışları ile karşılaşabilir. Özellikle Ocak sonu ve Şubat başı, “Kış geri geldi” dedirtecek manzaralar oluşturabilir. Şubat ayının ilerleyen bölümünde ise senaryolar biraz daha belirsizleşiyor; ama en azından kışın ilk yarısındaki durgunluğun ardından, bu periyotta bölgemizin kış şartlarını güçlü şekilde yaşayacağını söyleyebiliriz. Bu süreçte baraj doluluklarını artıracak kar yağışları, tarımsal açıdan da büyük önem taşıdığından, bereketli ve dengeli bir kış olması en büyük temennimizdir.


    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

    The content cannot be displayed because you do not have authorisation to view this content.

  • Elinize sağlık Sarp Özdoğan lakin okumaya aşırı üşendim kusura bakmayın. 😂 Kabaca okuduğum kadarıyla bir soru sormak istiyorum. Modellerde şu an hali hazırda bişey görünmüyor. Anlattıklarınızın Modellere yansıması ne zaman olur sizce? Eğer içerikte söylediyseniz kusura bakmayın görmedim tamamını okumadığım için

    ❤💙 EN BÜYÜK TRABZONSPOR ❤💙